Yüzyılımızın Canavarlığı: Filistin savaşına eleştiri

Yüzyılımızın Canavarlığı, Gazze savaşı üzerinden Batı’nın tutumunu, Filistin tarihini, emperyalizmi ve değişen küresel düzeni eleştiriyor.

Richard Forer, Amir Nour’un Yüzyılımızın Canavarlığı adlı kitabına yazdığı önsözde eseri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını ve bu trajediyi mümkün kılan tarihsel süreci birlikte ele alan kapsamlı bir çalışma olarak değerlendiriyor. New York Büyük Kitap Ödülü sahibi Forer, yazarın İsrail’in yürüttüğü savaşta Batılı ülkelerin sorumluluğunu açık biçimde sorgulamasını önemli buluyor.

Ramzy Baroud da kitabı, Filistin’deki yerleşimci sömürgecilik anlayışına ve Gazze’ye yönelik saldırılara odaklanan, Batı emperyalizmine yöneltilmiş cesur bir eleştiri olarak nitelendiriyor. Baroud’a göre Nour, küresel çatışmaların nedenlerine ilişkin yerleşik kabulleri, “teröre karşı savaş” söyleminin iki kutuplu yapısını ve Washington ile müttefiklerinin benimsediği “biz ve onlar” yaklaşımını tartışmaya açıyor.

Uluslararası ilişkiler alanında çalışan Cezayirli araştırmacı Amir Nour, Kanada merkezli Küreselleşme Araştırma Merkezi’nde araştırma görevlisi olarak görev yapıyor. Kitabın girişinde, Batı’daki siyasi söylemi eleştirel bir bakışla inceleyen yazar, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Batılı hükümetlerin tutumunu da mercek altına alıyor.

Nour, Gazze’de yaşananların dünya kamuoyunda büyük bir tepki oluşturduğunu belirtirken, ABD’deki üniversite yönetimlerinin İsrail’in Gazze’deki üniversiteleri yok etmesine karşı yeterli bir kınama ortaya koymadığı yönündeki Chris Hedges değerlendirmesine de yer veriyor. Yazara göre akademik kurumların yöneticileri, zengin bağışçıların, şirketlerin, silah üreticilerinin ve aşırı sağ siyasetçilerin etkisi altında hareket ediyor.

Giriş bölümünün ardından sekiz bölüm, bir sonuç kısmı ve Yahya Sinvar’ın vasiyetine yer verilen sonsöz geliyor. İlk bölüm, 7 Ekim 2023’teki Aksa Tufanı operasyonu öncesinde Filistin ve İsrail arasındaki gelişmeleri ele alırken, ikinci bölüm söz konusu operasyonu daha ayrıntılı biçimde inceliyor.

Üçüncü bölümde Batı’nın Filistin meselesine yaklaşımındaki önyargılar tartışılıyor. Nour, Batılı hükümetlerin İsrail’le güçlü ittifaklarını sürdürdüğünü savunuyor ve işgal ile ilhak politikalarının uluslararası alanda neden hâlâ meşrulaştırılmaya çalışıldığını sorguluyor.

Kitabın merkezindeki soru, Gazze’deki yıkımın nasıl bu noktaya ulaştığı. Nour, savaşın başlangıcından itibaren binlerce sivilin hayatını kaybetmesini, dünyanın gözleri önünde gerçekleşen ve sosyal medya aracılığıyla anbean izlenen bir felaket olarak tanımlıyor.

Beşinci, altıncı ve yedinci bölümlerde Filistin’in geleceği, bağımsızlık ihtimali ve İsrail’in izleyeceği yol ele alınıyor. Yazar ayrıca “Yahudi Devleti nereye gidiyor?” sorusunu gündeme getirerek İsrail’in siyasi ve toplumsal yönelimini değerlendiriyor. Son bölüm ise yeni bir küresel düzenin ortaya çıkıp çıkmadığı sorusuna odaklanıyor.

Sonuç bölümü, “Empatinin, Soykırımın ve Son Batılı İnsanın Sonu” başlığını taşıyor. Nour, Gazze’deki savaşın Orta Doğu’nun siyasi dengelerini değiştirebileceğini, uluslararası gerilimleri artırabileceğini ve etkileri bölge sınırlarını aşabilecek uzun süreli bir krize dönüşebileceğini öne sürüyor.

Baroud’un değerlendirmesine göre Yüzyılımızın Canavarlığı, Filistin meselesini yalnızca güncel bir çatışma olarak ele almak yerine, onu tarihsel arka planı, sömürgecilik ilişkileri ve küresel güç dengeleriyle birlikte değerlendirme çağrısı yapıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu