ABD ve İran Arasındaki Görüşmelerde Yeni Dönem Başlıyor
ABD ve İran arasındaki müzakereler yeni bir aşamaya geçiyor. Türkiye aracılığıyla yapılacak görüşmelerin detayları belirlendi.
Ahmet Varol/Yeni Akit
ABD ile İran arasındaki gerilim, karşılıklı çıkarların yeniden müzakere edilmesiyle yeni bir boyut kazanıyor. İran’da yüksek enflasyon ve ani fiyat artışları, ülkede büyük çaplı olayların patlak vermesine yol açtı. Bu durum, ABD, İsrail ve Avrupa Birliği’nin İran’a karşı sert bir tutum almasına sebep oldu. Ancak, İran’daki ekonomik krizin temel nedenlerinden biri, ABD ve Batı’nın uyguladığı ekonomik ambargolar olarak öne çıkıyor.
Gazze’de yaşanan insanlık dramına ortak olan ABD ve müttefiklerinin, İran’daki olaylara karşı insan hakları savunuculuğu yapmaları, samimiyetten uzak bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Asıl niyetlerinin İran’ı yeni tavizler vermeye zorlamak olduğu düşünülüyor.
ABD’nin İran’a yönelik askeri tehditleri ve savaş gemilerini bölgeye göndermesi, psikolojik bir savaş stratejisi olarak değerlendiriliyor. Bu bağlamda, ABD’nin İran’da fiili bir savaş başlatma ihtimali oldukça düşük görünüyor. Zira ABD, Gazze’deki çatışmaların yarattığı ekonomik ve sosyal sorunlarla başa çıkmaya çalışırken, İran’da bir savaş çıkarmak istemiyor.
İran da bu durumu fark etmiş durumda. Olayları ve psikolojik savaşın dinamiklerini, ABD ile yeni bir müzakere sürecinin kapısını aralamak için kullanmak istiyor. Nihayetinde, ABD ve İran, doğrudan bir çatışmayı önlemek amacıyla dolaylı görüşmelere başlama konusunda uzlaştı. Görüşmelerin Türkiye’de yapılması planlanırken, İran bu öneriye itiraz ederek, görüşmelerin Umman’da gerçekleşmesini talep etti.
ABD, başlangıçta İran’ın bu talebine karşı çıkmasına rağmen, zamanla yumuşadı ve görüşmelerin yerinin değiştirilmesini kabul etti. İran, bu durumu “Ya Umman’da olsun ya da hiç olmasın!” şeklinde bir üslupla ifade ederek, ABD’nin savaş tehditlerinden korkmadığını da vurguladı.
Diplomatik görüşmelerin başlamasıyla birlikte, İran’daki kitlesel olayların da hızla azaldığı gözlemlendi. Tansiyonun düşmesi, İran yönetiminin internet haberleşmelerini kısıtlaması ve güvenlik güçlerinin sert müdahaleleriyle sağlandı. Ayrıca, Siyonist işgal rejimi ve ABD’nin olaylara müdahil olması, İran’daki toplumsal destek üzerinde olumsuz bir etki yarattı.
ABD’nin İran’a yönelik tehditleri için kullandığı gerekçeler, günümüzde geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Bununla birlikte, diplomatik görüşmelerin gündemi de değişti. Artık İran’ın nükleer teknolojisinin kullanımı, silahlarının kontrolü ve nükleer silah üretmeyeceğine dair güvence verme konuları ön plana çıkıyor.
Görüşmelerin bu yeni yönü, İran için de faydalı bir durum oluşturmuş görünüyor. Zira uygulanan ambargolar, İran’ın ekonomik durumunu zorlaştırdığı için, nükleer teknoloji konusundaki müzakerelerin yeniden başlaması ve bir anlaşmaya varılması İran’ın öncelikleri arasında yer alıyor.




