Hac Suresi 20-21. Ayetler: Azabın Çarpıcı Tasviri
Hac Suresi 20-21. ayetler, inkârcılara yönelik azabı kaynar su, eriyen bedenler ve demirden topuzlar üzerinden çarpıcı biçimde anlatır.
İbn Kesîr ve Fahreddin er-Râzî, Hac Suresi 20-21. ayetler kapsamında inkârcılara yönelik ilahî azabın farklı boyutlarını ele alır. Bir önceki ayette, inkâr edenler için ateşten elbiseler hazırlanacağı ve başlarının üzerinden kaynar su döküleceği bildirilirken, devam eden ayetlerde bu azabın beden üzerindeki etkileri ve cehennemden çıkmaya çalışanlara uygulanacak müdahale anlatılır.
İbn Kesîr’in aktardığı açıklamalara göre baştan dökülen kaynar su yalnızca deriyi yakıp kavurmaz. Suyun bedenin içine kadar nüfuz ederek iç organları da eritmesi, azabın dıştan içe uzanan kapsamını ortaya koyar. Böylece ayetlerde, cehennem azabının insan bedeninin sadece görünen kısmıyla sınırlı olmadığı vurgulanır.
Râzî de ayetteki eritme anlamına gelen ifadenin, madenlerin ateş karşısında sıvılaşmasını anlatan kullanımla bağlantılı olduğunu belirtir. Ona göre kaynar su, hem bedenin dış dokularını hem de karın bölgesindeki iç organları etkileyen bir azap unsurudur. Derinin erimesiyle birlikte bağırsaklar ve diğer organların da zarar görmesi, azabın insanı bütünüyle kuşattığını gösterir.
Ayetlerin devamında geçen “makâmı‘” kelimesi ise cehennem görevlilerinin kullandığı ağır demirden vuruş aletlerini ifade eder. Bu kelime; topuz, balyoz veya ağır bir sopa anlamlarında açıklanmıştır. İbn Kesîr, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde yer alan bir rivayeti aktararak bu aletlerin son derece ağır ve güçlü olduğunu bildirir.
Cehennemlikler, ateşin şiddeti veya içinde bulundukları dehşet nedeniyle kaçmaya ve cehennemden çıkmaya yöneldiklerinde, görevli meleklerin demirden topuzlarla onları geri püskürteceği aktarılır. Böylece azap, hem bedenin kaynar suyla tahrip edilmesi hem de kaçış girişimlerinin engellenmesi şeklinde tasvir edilir.
Râzî, ayetlerde inkârcılara yönelik azabın üç ayrı görünümünün bulunduğuna dikkat çeker: Ateşten elbiseler bedenin dışını sarar, kaynar su iç organlara kadar ulaşarak içten bir tahribat meydana getirir ve demirden topuzlar fiziksel baskının aracı olur. Bu anlatım, azabın dıştan ve içten kuşatıcı niteliğini ortaya koyar.
Her iki müfessire göre bu tasvirlerin amacı, insanları dünyadayken uyarmak ve inkâr ile kötülüğün ahiretteki sonuçlarını hatırlatmaktır. Râzî ayrıca söz konusu azabın haksız yere uygulanmayacağını, bunun hakikate karşı direnen ve tevhid çağrısını kibirle reddeden kimselerin amellerinin karşılığı olduğunu vurgular.



