NATO: Türkiye İçin Bir Güvenlik Kalkanı mı, Tehdit mi?
Türkiye’nin NATO’ya katılımı, güvenlikten çok tehdit unsuru haline geldi. Geçmişteki bedeller ve günümüzdeki gelişmeler inceleniyor.
Türkiye, 1952 yılında katıldığı NATO ile birlikte, bu ittifakın getirdiği kan ve gözyaşı ile dolu bir tarihle yüzleşmek zorunda kaldı. Kore Savaşı sırasında, binlerce Türk askerinin hayatını kaybetmesi ve yaralanması pahasına bu yapıya dahil olan Türkiye, zamanla NATO’nun bir güvenlik kalkanı olmaktan çok, kendi egemenliğine tehdit oluşturan bir unsura dönüştüğünü gözlemledi.
Uzmanlar, “NATO, ABD demektir. Eğer Amerika’yı bu yapının içinden çıkarırsanız, geriye ne NATO kalır ne de Kuzey Atlantik Anlaşması” diyerek bu durumu vurguluyor.
Kore Savaşı’nın Ağırlığı
Türkiye, NATO’ya katılmak için büyük bir bedel ödedi. 1950 yılında Kore’ye gönderilen ilk Türk Tugayı, Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında savaşa katıldı. Bu süreçte toplamda 21 bin 212 Türk askeri cepheye sürüldü; 724 asker hayatını kaybetti, binlercesi yaralandı veya kayboldu. Bu ağır kayıpların ardından Türkiye, 18 Şubat 1952’de NATO üyesi oldu.
Yeni Düşman: İslam
NATO’ya katılım gerekçesi, “Kuzeyden gelebilecek Komünizm tehdidi” olarak sunulmuştu. Ancak 1990 yılında Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile bu tehdit ortadan kalktı. NATO, bu tarihten sonra gerçek yüzünü göstermeye başladı ve yeni bir düşman olarak İslam ve Müslüman coğrafyasını hedef aldı. Dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’ın bu durumu itiraf etmesi, bu karanlık stratejinin ilk sinyali oldu.
Uzmanlar, “Dün komünizmi bahane edenler, bugün İslam’ı hedef alarak terör örgütlerini besliyor” tespitinde bulunuyor.
Darbelerin Gölgesinde NATO
Türkiye’nin siyasi tarihine bakıldığında, millet iradesine karşı yapılan her müdahalede NATO ve ABD’nin parmağı olduğu görülüyor. 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeleri, Kıbrıs Ambargosu ve 28 Şubat Post-Modern Darbesi gibi olaylar, bu kirli ittifakın izlerini taşıyor. 15 Temmuz darbe girişimi de, Müslüman halkın kanıyla bastırılan bir ihanet hareketi olarak, NATO ve ABD üslerinin etkisi altında gerçekleşti.
PKK/YPG’nin Destekçisi NATO
Bugün, binlerce masum insanı hedef alan PKK/YPG, ABD ve NATO müttefikleri tarafından silahlandırılmakta ve desteklenmektedir. Bu yapılar, Türkiye’yi kuşatmayı amaçlayan birer taşeron olarak kullanılmaktadır.
Güvenilirlik Sorunu
Tarihsel gerçekler ve yaşanan acı deneyimler, Müslümanların kanı üzerinden strateji geliştiren ve üye ülkelerin iç işlerine müdahale eden bu yapıların güvenilir olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Kamuoyu, kendi müttefikini sırtından hançerleyen, PKK/YPG’yi destekleyen ABD ve NATO’ya ne kadar güvenilebileceğini sorguluyor.




