Mali’deki Olaylar: Terör, Darbe veya Devrim mi?

Mali’deki son gelişmeler, terör eylemleri, darbe ve devrim tartışmalarını beraberinde getiriyor.

AHMET VAROL / YENİ AKİT

Mali’de 25 Nisan’da başlayan ve giderek şiddetlenen çatışmalar, ülkenin büyük bir kısmını etkisi altına almış durumda. Muhalif gruplar, başkentte kontrolü ele geçirmek için yoğun bir kuşatma yürüttüklerini iddia ediyorlar. Bu gelişmeler, bazıları tarafından meşru hükümete karşı bir terör eylemi olarak değerlendirilirken, diğerleri bu durumu askeri yönetimin sona erdirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir devrim olarak yorumluyor. Arada kalan yorumcular ise bu durumu, mevcut yönetimi ele geçiren askeri kadroya karşı bir darbe olarak nitelendiriyor.

Bugün Mali’de yaşanan olayların bir anda ortaya çıkmadığı, uzun bir geçmişe dayandığı aşikâr. Ancak tüm detaylarıyla bu geçmişi aktarmak mümkün değil. Yine de, mevcut gelişmelere ışık tutabilmek için tarihsel sürecin bazı önemli noktalarını hatırlamak faydalı olacaktır.

Mali, Batı Afrika’da, nüfusunun büyük bir kısmının Müslüman olduğu bir ülkedir. Sömürgecilik döneminde, Avrupalı güçlerin yürüttüğü misyonerlik faaliyetleri burada etkili olamamıştır. 19. yüzyıldan itibaren Fransızlar, Mali üzerinde siyasi kontrol sağlamış ve 1890 yılında bölgeyi “Fransız Sudanı” adıyla yönetmeye başlamıştır. Ancak Mali halkı, bu işgali asla kabul etmemiş ve bağımsızlık mücadelesini sürdürmüştür. II. Dünya Savaşı sonrasında güçlenen bu mücadele, 1960 yılında Senegal ile federasyon kurarak bağımsızlık ilan edilmesiyle sonuçlanmış, kısa süre sonra Mali Cumhuriyeti tek başına bağımsızlığını kazanmıştır.

Bağımsızlığa rağmen Fransa, Mali üzerindeki etkisini dolaylı yollarla sürdürmüş ve ülkenin siyasi ve ekonomik yapısını etkilemeye devam etmiştir. Batılı güçler, kontrolü korumak amacıyla iç sorunları derinleştiren politikalar izleyerek etnik ayrışmaları körüklemişlerdir. Bu bağlamda, Mali’deki en belirgin sorunlardan biri Tuareg meselesidir.

Tuaregler, geniş bir coğrafyaya yayılmış, ancak ulusal bir devlete sahip olmayan bir etnik gruptur. Mali ve Nijer gibi ülkelerde yaşayan Tuaregler arasında bağımsızlık talepleri doğmuş ve bu durum ayrılıkçı hareketlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Azavad Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLA) gibi gruplar, Mali’de uzun süre siyasi istikrarı tehdit eden unsurlar arasında yer almıştır.

Siyasi istikrarsızlık ve ekonomik zorluklar, Mali’yi sık sık darbeler ve çatışmalarla karşı karşıya bırakmıştır. 2012 yılında General Amadu Haya Sanogo’nun gerçekleştirdiği darbe, ülkede büyük bir otorite boşluğu yaratmıştır. Bu durumdan faydalanan Tuareg grupları ve silahlı İslamcı örgütler, ülkenin geniş bölgelerinde kontrolü ele geçirmiştir. Fransa, 2013 yılında askeri müdahalede bulunarak bu gruplara karşı uluslararası destekle operasyonlar başlatmıştır. Bu müdahale, merkezi yönetimi güçlendirmiş olsa da, çatışmalar sona ermemiştir.

Fransa’nın etkisiyle İbrahim Ebu Bekir Keita’nın cumhurbaşkanı olması, ülkedeki siyasi sorunları çözmemiştir. 2018 seçimleri tartışmalı geçmiş, muhalefet hile iddialarıyla sonuçları reddetmiştir. 2020 yılında ise geniş çaplı halk protestoları başlamıştır. Sivil yönetime olan destek azalınca, 18 Ağustos 2020’de ordu yönetime el koymuş ve Keita istifa etmek zorunda kalmıştır.

İktidarı ele geçiren Assimi Goita, Fransa’dan uzaklaşarak Rusya ile askeri işbirliği yapmaya yönelmiştir. Yönetimi sivillere devretme sözünü yerine getirmediği gibi, 24 Mayıs 2021’de geçici cumhurbaşkanını görevden alarak tam diktatörlük kurma çabası içine girmiştir. Bu durum, muhalefetin tepkisini çekmiş ve bazı silahlı milis gruplar, askeri faaliyetlerini artırmıştır. Bu süreçte, Tuareg ulusal hareketini temsil eden örgütler güç kaybederken, silahlı İslamcı gruplar etkili hale gelmiştir. Bu gruplar arasında, El-Kaide’ye yakın olan ve kısa adı CNIM olan Cemaatu Nusreti’l-İslam ve’l-Müslimin öne çıkmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu