İran Savaşı’nın Suudi Arabistan ve BAE Üzerindeki Etkileri

İran savaşı, Suudi Arabistan ve BAE arasındaki jeopolitik dengeleri nasıl etkiliyor?

İslami Analiz / Haber Merkezi

İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışma, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında mevcut olan gerilimleri daha da belirgin hale getirdi. BAE, İsrail ile ilişkilerini derinleştirirken, Suudi Arabistan alternatif bir blok oluşturma çabası içinde. Bu durum, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) içindeki dinamikleri sarsıyor ve bölgedeki jeopolitik rekabeti artırıyor.

Newsweek Dergisi’nde Tom O’Connor, Suudi Arabistan ve BAE arasındaki ilişkilerin, savaşın etkisiyle nasıl değiştiğini ele aldı. O’Connor, iki ülkenin Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran’a karşı yürütülen savaşta daha fazla yer aldığını belirtiyor. Bu durum, KİK’in bütünlüğünü tehdit ediyor ve bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor.

Riyad ve Abu Dabi, uzun süreli işbirliklerine sadık kalmaya çalışsalar da, BAE’nin İsrail ile olan ilişkileri giderek daha fazla sorun yaratıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun BAE’ye yaptığı ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin niteliği hakkında soru işaretleri doğurdu. BAE’nin, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki çeşitli aktörlere, özellikle Libya, Sudan ve Yemen’de yardım ettiği iddiaları da dikkat çekiyor. Suudi Arabistan, bu yılın başlarında BAE ile bağlantılı ayrılıkçı bir hareketi bastırmak için operasyon düzenlemişti ve bu durum iki ülke arasındaki gerilimi artıran önemli bir gelişme oldu.

King’s College’dan Nawaf Obaid, Suudi-BAE ilişkilerindeki değişimi, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ABD ile olan ilişkiler üzerine yaptığı uyarıyla ilişkilendiriyor. Obaid, bu durumu, yükselen bir gücün mevcut bir güce karşı nüfuzunu artırma çabası olarak tanımladı.

Suudi Arabistan, 1932’de kurulduğundan bu yana, İslam’ın en kutsal mekanlarının koruyucusu olarak benzersiz bir konumda bulunuyor. Petrol rezervlerinin keşfi ve ABD ile olan stratejik ortaklık, Suudi Arabistan’ın bölgedeki rolünü pekiştirdi. BAE ise daha yeni bir devlet olmasına rağmen, hızlı modernleşme ve kalkınma ile Suudi Arabistan’ın ardından ikinci büyük ekonomi haline geldi. Obaid, Suudi Arabistan’ın hala bölgedeki en güçlü aktör olduğunu vurguladı.

BAE’nin İsrail ile olan ilişkisi, savaşın başlamasıyla daha da derinleşti. İran, bu süreçte BAE’yi hedef alarak bölgedeki askeri varlığını artırdı. BAE, OPEC+’tan ayrılma kararı alarak enerji politikalarında da bağımsız bir yol izlemeye karar verdi. Dubai Kamu Politikası Araştırma Merkezi Genel Müdürü Muhammed Baharoon, bu ayrılığın uzun vadeli bir stratejiye dayandığını belirtti.

Trump, İran’a yönelik saldırıların iptal edilmesinde Suudi Arabistan, BAE ve Katar liderlerinin etkili olduğunu ifade etti. BAE’nin, İsrail ile olan ilişkilerini artırmasının yanı sıra, diğer ülkelerle de işbirliğini sürdürdüğü gözlemleniyor. Ancak, bu durum Suudi Arabistan ile olan ilişkilerini zorlayabilir.

İsrail, BAE ile olan ilişkisini değerli bulurken, BAE’nin bu ilişkiden daha fazla fayda sağladığı belirtiliyor. BAE, İsrail ile olan ilişkilerini sadece siyasi bir normalleşme olarak değil, bölgedeki kimlik çatışmalarını azaltma çabası olarak görüyor. Ancak, bu durum hem İran hem de İsrail tarafından test ediliyor.

Sonuç olarak, İran savaşı, Suudi Arabistan ve BAE arasındaki ilişkileri derinden etkileyerek, bölgedeki güç dengelerini sarsıyor. Her iki ülke de bu süreçte stratejik hesaplamalar yapmak zorunda kalıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu