İbadetlerde Azim ve Sebat: Kararlılığın Önemi
İbadetlerde azim ve sebat, müminin inancını davranışlarına yansıtmasını sağlar. Kur’an ve sünnet, kullukta devamlılık ve kararlılığı öğütler.
Azim ve sebat, karşılaşılan güçlükler karşısında direnç göstermek ve şartlar değişse bile doğru bildiği yoldan vazgeçmemektir. Bu kararlılığın temelinde sağlam bir iman bulunur. Allah’a gönülden inanan kişi, inancını korumak ve gereğini yerine getirmek için elinden gelen çabayı göstermeye çalışır.
Müminin sorumluluğu yalnızca iman etmekle sınırlı değildir; ibadetlerini de istikrarlı biçimde sürdürmesi gerekir. Kur’an-ı Kerim’de, “Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.” (Tâhâ, 20/132) buyrulurken, “Allah’a kulluk et ve O’na kullukta kararlı ol.” (Meryem, 19/65) ifadeleriyle kullukta sürekliliğin önemi vurgulanır. Bu emirler, Hz. Peygamber’in şahsında bütün Müslümanlara yöneltilmiş bir rehberlik niteliğindedir.
Resûlullah (sas), ibadet hayatında aşırılıktan uzak durulmasını ve yapılan amellerin düzenli şekilde devam ettirilmesini tavsiye etmiştir. Nitekim en değerli amelin, az miktarda olsa bile sürekli yapılan ibadet olduğunu bildirmiştir (Müslim, Müsâfirîn, 216). Kendisi de ibadetlerini aksatmamaya özen göstererek ümmetine örnek olmuş, kullukta kararsızlığın ve süreksizliğin müminin hayatında yer almaması gerektiğini belirtmiştir. Sebatsızlık ve tereddüt ise münafıkların özellikleri arasında sayılmıştır (Nesâî, Îmân, 31).
“O; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu hâlde sen O’na sabır ve sebatla kulluk et. O’nun adını almaya layık başka birini biliyor musun?” (Meryem, 19/65)
Göklerin ve yerin yaratılışı ile gece ve gündüzün art arda gelişinde, aklını doğru kullananlar için önemli dersler vardır. (Âl-i İmrân, 3/190)




