Türkiye’nin Doğa Envanteri 20 Yıl Sonra Yeniden Güncelleniyor

Türkiye’nin doğa envanteri 20 yıl sonra güncelleniyor. 7 bin 144 önemli konum tespit edildi ve çevrimiçi sisteme dönüştürülmesi hedefleniyor.

Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik açısından büyük öneme sahip alanlarını belirlemek amacıyla oluşturulan Önemli Doğa Alanları (ÖDA) envanteri, 20 yıl sonra güncellenme sürecine girdi. Ankara’da düzenlenen ulusal koordinasyon çalıştayı ile başlayan bu süreçte, dokuz tür grubuna ait 7 bin 144 önemli konum belirlendi. Çalışmanın 2029 yılında tamamlanarak sürekli güncellenebilen çevrimiçi bir sisteme dönüştürülmesi planlanıyor.

Doğa Derneği tarafından ilk kez 2006 yılında yayımlanan envanter, aradan geçen iki on yılın ardından yeni bilimsel veriler ışığında yeniden hazırlanıyor. Ankara’daki çalıştaya 12 sivil toplum kuruluşunun temsilcileri, 11 üniversiteden akademisyenler ve Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı üç genel müdürlüğün uzmanları katıldı. Çalıştayda, güncel biyolojik çeşitlilik verilerinin Türkiye’nin doğa koruma politikalarına nasıl entegre edileceği, Önemli Doğa Alanları üzerindeki tehditlere karşı nasıl kullanılabileceği ve kamu, akademi ile sivil toplum arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi konuları ele alındı.

Önemli Doğa Alanları, hassas ekosistemleri, endemik türleri ve nesli tehlike altında bulunan canlıların yaşam alanlarını kapsıyor. Bu yaklaşım, biyolojik çeşitliliğin korunmasında öncelikli bölgelerin bilimsel kriterlerle belirlenmesini ve bu alanlara yönelik koruma politikalarının geliştirilmesini hedefliyor. Türkiye’de 2006 yılında yayımlanan ilk ÖDA envanterinde bitkiler, kız böcekleri, kelebekler, iç su balıkları, çift yaşamlılar, sürüngenler, kuşlar ve memelilere dair veriler toplanmış ve ülke genelinde 305 Önemli Doğa Alanı tanımlanmıştı.

Doğa Derneği koordinasyonunda başlatılan güncelleme çalışmasının 2029’da tamamlanması planlanıyor. Bu çalışmayla, Türkiye doğasında son 20 yılda meydana gelen değişimlerin, yaşanan kayıpların ve yeni keşfedilen doğal alanların bilimsel verilerle kayıt altına alınması amaçlanıyor. Güncelleme çalışmasının ilk sonuçları, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğine ilişkin kapsamlı bir veri seti ortaya koydu. Amfibi ve sürüngen türlerine ait 61, 2 bin 333 bitki türü ve varyetesine ait 3 bin 794, 122 iç su balığı türüne ait 381, 56 kelebek türüne ait 338 ve 14 kız böceği ile yusufçuk türüne ait 92 önemli konum belirlendi. Ayrıca, 42 kuş türüne ait 256, 26 memeli türüne ait 137 ve 875 yumuşakça türüne ait 2 bin 83 konum kayıt altına alındı. İlk bulgular sonucunda dokuz tür grubunda toplam 7 bin 144 farklı önemli konuma ulaşıldı. Elde edilen veriler, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin mevcut durumunu ortaya koymanın yanı sıra dünya ölçeğinde önem taşıyan doğal alanların belirlenmesinde de bilimsel bir temel oluşturmayı amaçlıyor.

Yeni envanteri 2006’daki çalışmadan ayıran en önemli unsurlardan biri, incelenen canlı gruplarının kapsamının genişletilmesi oldu. Bitkiler, yusufçuklar, kız böcekleri, kelebekler, iç su balıkları, amfibiler, sürüngenler, memeliler ve kuşların yanı sıra yumuşakçalar da güncelleme çalışmalarına dahil edildi. Çalışmanın ilerleyen aşamalarında, farklı bilim dallarından daha fazla uzmanın sürece katkı sağlaması ve özellikle endemik, nesli tehlike altında bulunan ve hassas türlerin yaşam alanlarının ayrıntılı biçimde haritalandırılması planlanıyor. Program, Türkiye’deki akademisyen ve uzmanların yanı sıra Dünya Doğa Koruma Birliği (IUCN) ve BirdLife International bünyesindeki uluslararası uzmanlarla yürütülen işbirliğini de kapsıyor.

Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Dr. Şafak Arslan, çalışmanın COP31 öncesinde Türkiye’nin doğa koruma ve iklim politikaları açısından önemli bir bilimsel altyapı sunacağını belirtti. Arslan, “COP31’e sayılı günler kala gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay, Türkiye’nin doğa koruma ve iklim değişikliği konularındaki politika ve planlamalarını doğrudan etkileyecek düzeyde bir çalışma. Elde edilen bilimsel bulgular, endemik, tehlike altında, hassas veya benzersiz türlerin Türkiye’deki yaşam alanlarını belgeliyor” şeklinde konuştu. Arslan, elde edilen verilerin Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi kapsamında belirlenen “2030’a kadar kara ve deniz alanlarının yüzde 30’unun korunması” hedefinde kullanılabileceğini ifade etti.

ÖDA verilerinin ulusal veri tabanlarına aktarılması ve koruma stratejilerinin çok paydaşlı bir yapıyla geliştirilmesi için ÖDA Ulusal Koordinasyon Grubu kurulması da hedefleniyor. Çalışmanın nihai hedefini anlatan Arslan, “2029’da çalışma tamamlandığında Türkiye’nin ÖDA envanteri statik bir yazılı envanter olmaktan çıkıp, anlık olarak güncellenebilen çevrimiçi bir yazılım haline getirilecek” dedi. Önemli Doğa Alanları yaklaşımı, 2016 yılında IUCN tarafından küresel ölçekte biyolojik çeşitlilik açısından öncelikli alanların belirlenmesinde resmi standart olarak kabul edilmişti. Bugün IUCN ve BirdLife International başta olmak üzere birçok uluslararası doğa koruma kuruluşu, ÖDA’ların bilimsel olarak belirlenmesi ve dünya ölçeğinde doğrulanması için ortak çalışmalar yürütmektedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu