Eski Diplomat Crooke: İran’ın Pakistan’daki Hamlesi ABD İçin Tehlike
Alastair Crooke, İran’ın ABD elçilerini reddetmesinin diplomatik dengeleri nasıl değiştirdiğini açıkladı.
İslami Analiz / Haber Merkezi
Eski İngiliz diplomat ve istihbaratçı Alastair Crooke, İran’ın ABD’nin özel elçilerini geri çevirmesinin diplomatik dengeleri köklü bir şekilde değiştirdiğini vurguladı. Crooke, Direniş Ekseni’nin köklerinin, Batı’nın dayattığı moderniteye karşı bir başkaldırı olarak şekillendiğini ifade etti.
Crooke, Trump yönetiminin özel elçileri Witkoff ve Kushner’in İslamabad’daki girişimlerini değerlendirirken, İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin nükleer konuları masadan kaldırdığını belirtti. Crooke, “Artık geldiler ve nükleer meseleyi tartışmayacağız dediler. Witkoff ve Kushner ile görüşme gibi bir niyet hiçbir zaman olmadı. Bunu önceden biliyordum, Arakçi’nin İslamabad’a gidiş amacı bu değildi. Oraya onlarla buluşmaya gitmedi; tam tersine, Ruslara, Ummanlılara ve diğerlerine, aslında artık Amerika ile nükleer mesele üzerinde müzakere etmeye istekli olmadıklarını söylemeye gitti. Bence bu Washington için bir bombadır” şeklinde konuştu.
Crooke, İran’ın artık müzakereleri nükleer anlaşma üzerinden değil, doğrudan küresel ekonominin kritik noktaları üzerinden yürüteceğini ifade etti. “Tartışmaları sadece Hürmüz Boğazı ve İran’ın açabileceği diğer cephelerle sınırlayacaklar. Kalibaf (İran Meclis Başkanı) yakın zamanda bir mesaj yayınladı ve ‘Hayır Bay Trump, yanılıyorsunuz. Oynayacak büyük kartlarımız var. Hürmüz var. Kızıldeniz’i kontrol eden Babülmendep var ve boru hatlarımız var, bunları kontrol edebiliriz. Dolayısıyla uygulayabileceğimiz bolca ekonomik baskımız var’ dedi” dedi.
Crooke, İran’ın tavizsiz duruşunun arka planını 1979 İslam Devrimi’nin niteliğiyle ilişkilendirerek, bu devrimin yalnızca siyasi bir hamle olmadığını vurguladı. “Bu, moderniteye karşı bir devrimdi. Bilime ya da teknolojiye karşı değil; Batı modernitesine, onun ekonomik unsurlarına, ahlaki unsurlarına, toplumsal bağ yoksunluğuna ve bireyciliğine karşı bir devrimdi” şeklinde konuştu.
Devrimin, aydınlanmacı Batı düşüncesine karşı bir başkaldırı olduğunu belirten Crooke, “Bu devrim, dönemin zorunlu sekülerleşmesi bağlamında geldi. İnsanların dinden, toplumdan ve ailelerinden koparılması, sadece küreselleşmiş dünyaya dahil olabilecek birimler haline gelmeleri gerektiği düşüncesine karşıydı. İnsanlık bu ortama göre ‘normalleştirilecekti’. Ve (İslam Devrimi) buna karşı bir savaştı. O dönemde bu terimlerle ifade edilmemiş olsa da, aslında küreselci ‘woke’ paradigmasına karşı bir savaştı” ifadelerini kullandı.




