Bolton: Kaşıkçı Cinayetinde Ahlak Değil Çıkarlar Ön Plandaydı

John Bolton, Kaşıkçı cinayetinin ardından ABD’nin çıkarlarının ön planda olduğunu itiraf etti.

İslami Analiz / Haber Merkezi

Amerika’nın pragmatik dış politikası, en ağır olaylarda bile çıkarların ön planda olduğunu ortaya koyuyor. Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Cemal Kaşıkçı cinayetinin arka planını değerlendirdiği bir yayında, dönemin ABD yönetiminin karar alma süreçlerini ele aldı. Afganistan, Irak ve Suriye’deki çatışmaların mimarlarından biri olarak bilinen Bolton, Washington’un insan hakları konusundaki ikiyüzlülüğünü gözler önüne serdi.

Ahlak Yerine Çıkarlar

Bolton, Suudi Arabistan ile ilişkilerin soğukkanlı bir şekilde ulusal çıkarlar doğrultusunda şekillendiğini belirtti. Kaşıkçı cinayetinin ardından Beyaz Saray’da yaşanan panik ve örtbas çabalarını anlatan Bolton, Donald Trump’ın Riyad’a destek verme konusundaki acelesini şu sözlerle ifade etti: “Trump’ın Suudilerin yanında yer almayı hemen kararlaştırması beni şaşırttı. Kamuoyunda onları eleştirmek yerine desteklemek yönünde bir karar aldık. Uluslararası ilişkilerde değerlerimiz önemli olsa da, bunlar kişisel ilişkilerle aynı değildir. Zor durumlarda çıkarlarınızı gözetmek zorundasınız.”

Cinayet sonrası Trump’ın damadı Jared Kushner ile birlikte Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı görüşmelerin hasar kontrolü ve örtbas taktiği olduğunu da vurguladı. Bolton, “Gerçekler ne olursa olsun, bu durumu bir an önce kapatmaları gerektiğini söyledim” dedi.

Silah Satışları ve Bölgesel Hegemonya

Bolton, ABD’nin bu tür bir cinayette bile Suudi Arabistan’ın arkasında durmasının nedeninin silah lobisinin çıkarları ve bölgesel hegemonya kaygıları olduğunu ifade etti. “Cinayetin emrini verenin Suudi hükümetinden biri olduğunu biliyorduk. Ancak sonunda bir seçim yapmak zorundasınız: Suudileri dışlamak mı yoksa ABD’nin kritik çıkarlarını gözeterek bu durumu geçiştirmek mi?” dedi. Trump’ın uluslararası ilişkileri, liderler arasındaki kişisel ilişkiler ve ekonomik anlaşmalar etrafında şekillendiğini belirten Bolton, Suudi Arabistan’a yapılan silah satışlarının ABD’nin savunma sanayisi için kritik bir unsur olduğunu vurguladı.

İnsan Hakları Konusu

Bolton, ABD’nin Orta Doğu’daki yönetimlerle olan ilişkilerinde insan hakları kavramının yalnızca muhalifleri köşeye sıkıştırmak için bir araç olduğunu belirtti. Görüşmelerde insan hakları konusunun asla gündeme gelmediğini ifade eden Bolton, bu konuyu açmanın, peşinde oldukları diğer çıkarları zedelediğini savundu: “Bu konuda konuşmanın hiçbir faydası yok. Zaman kaybı olarak görüyorum.”

İkili İlişkiler ve İkiyüzlülük

Bolton, Amerikan ikiyüzlülüğünü Franklin D. Roosevelt’in ünlü bir sözüyle pekiştirerek, Washington’un emperyalist çıkarlarına hizmet eden diktatörlerin nasıl korunduğunu açıkladı. “Roosevelt, Guatemala’nın diktatörü için ‘O bir o… çocuğu olabilir ama bizim o… çocuğumuz’ demişti. Ben de bu görüşe katılıyorum. MBS, Orta Doğu’nun siyasi haritasında önemli bir aktör ve ABD’nin uzun yıllardır sadık bir müttefiki olmuştur.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu