Amerika’nın Biyolojik Sırları Ortaya Çıktı
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın ifşaları, Amerika’nın biyolojik laboratuvar ağını gün yüzüne çıkardı.
Dünyaya demokrasi ve insan hakları dersi vermeye kalkan Amerika’nın, aslında insanlığı tehdit eden biyolojik sırları gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu sarsıcı bilgiler, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard tarafından, görevinden ayrılmadan önce açıkladığı belgelerle ortaya kondu. Gabbard, yıllardır ‘komplo teorisi’ olarak nitelendirilen ve göz ardı edilen Pentagon destekli biyolojik araştırmaların varlığını belgeleriyle kanıtladı.
Gizli belgeler, ABD hükümetinin Pentagon aracılığıyla 30’dan fazla ülkede 120’den fazla biyolojik laboratuvarında tehlikeli patojenler üzerinde yürüttüğü gizli çalışmaları içeriyor. Özellikle, şarbon, Ebola, Marburg, SARS, MERS gibi yüksek riskli patojenlerin savaş bölgelerinde bulunan laboratuvarlarda tutulması dikkat çekiyor.
Amerika Ulusal İstihbarat Topluluğu’nun verilerine göre, virüs ve mikroorganizmaların özelliklerini değiştiren “Gain-of-Function” araştırmalarının yapıldığı bu tesislerin üçte biri, Rusya ile çatışma halinde olan Ukrayna’da yer alıyor. Ayrıca, Gürcistan, Kazakistan, Özbekistan, Moldova, Azerbaycan ve Ermenistan gibi eski Sovyet coğrafyası ile Afrika ve Asya’nın kırılgan bölgeleri de bu listeye dahil.
Gabbard, bu laboratuvarların varlığı ve finansmanı hakkında Amerikan halkından gizli tutulduğunu belirtti. Bu merkezlerde tehlikeli patojenlerin kullanıldığını vurgulayan Gabbard, gerçekleri dile getirenlerin hainlikle suçlandığını ifade etti. Ayrıca, Biden yönetiminin sağlık profesyonellerinin halkı yanıltarak gerçeği söylemek isteyenleri tehdit ettiğini de belirtti.
Pentagon, bu laboratuvarların amacını biyolojik tehditleri azaltmak olarak tanımlasa da, Gabbard’ın ifşaları bu açıklamaların inandırıcılığını sorgulatıyor. Gabbard’ın belgeleri, Dr. Anthony Fauci’nin liderliğindeki ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’nün (NIAID) Wuhan Viroloji Enstitüsü’ndeki koronavirüs araştırmalarına finansman sağladığını ortaya koyuyor.
Gabbard, Fauci’nin büyük ilaç şirketleriyle bağlantılı olduğunu ve bu araştırmaların finansmanının Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla yapıldığını belirtti. Ayrıca, Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’nın, Wuhan’daki laboratuvar sızıntısı için gerekli koşulların mevcut olduğunu gösteren bir rapor hazırladığı da belgelerde yer alıyor.
Gabbard, Fauci’nin talimatlarıyla yürütülen araştırmaların manipüle edildiğini ve istihbarat raporlarının bu doğrultuda yönlendirildiğini vurguladı. Ayrıca, virüslerin laboratuvar kökenli olabileceği ihtimalinin, ABD kurumları içinde daha ciddi bir şekilde tartışıldığına dair belgeler de mevcut.
Gabbard’ın ifşaları, Amerika’nın yalnızca virüslerle değil, aynı zamanda gerçek bilgiyle de mücadele ettiğini gösteriyor. Bu durum, bilimsel araştırmaların şeffaflıktan uzak, gizlilik içinde yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Ayrıca, Amerika’nın, laboratuvarların varlığını gizleyerek insanlığın kaderini etkileyen kararları kapalı merkezlerde aldığını da gösteriyor.
Ukrayna’daki biyolojik laboratuvarların, savaşın ortasında bulunması, yeni bir pandemi riskini beraberinde getiriyor. Gabbard’ın belgeleri, bu laboratuvarların insanlık yararına çalışmadığını kanıtlıyor. Amerika’nın, yaşanan acı tecrübelerden ders almadığı ve dünyayı bir biyolojik tehdit altında yaşattığı gerçeği ile yüzleşmek gerekiyor.
Sonuç olarak, dünya halklarının, bu tür felaketlere karşı daha şeffaf ve denetlenebilir bir sağlık düzeni kurması şart. Bilim, insanlığın ortak mirasıdır ve bu tür gizli laboratuvarlar, insanlığa karşı bir tehdit olarak kalmamalıdır.




