Sâmirî’nin Yaptığı Buzağı Heykeli ve İnanılmaz İddialar
Sâmirî’nin yaptığı rüzgarla ses çıkaran buzağı heykeli, İsrailoğulları’nın inançsızlığını gözler önüne seriyor.
Sâmirî, rüzgar geçtikçe ses çıkaran bir buzağı heykeli yaparak, İsrailoğulları’na “İşte sizin ve Musa’nın tanrısı budur. Musa bunu unuttu” diyerek onları yanıltmaya çalıştı.
İsrailoğulları, Sâmirî’nin ne yaptığını bilmeden altınlarını ona vererek bu heykeli oluşturmasına zemin hazırladılar. Sâmirî ve destekçileri, bu heykelin kendilerine bir şey söylemediğini, ne fayda ne de zarar verdiğini göz ardı ettiler. Bu durum, onların akıl yürütme yeteneklerini sorgulatıyor.
Allah, bu ayette İsrailoğulları’nın cehaletini ve basit düşüncelerini ortaya koyuyor. Buzağı, onlara hiçbir şekilde hitap etmemiş, zarar veya fayda sağlamamıştır. Onları zorba Firavun’dan kurtaran Allah’ı unutarak, böyle bir şeye tapmaları son derece mantıksızdır. Hz. Harun da onları bu fitneden uzak durmaları konusunda uyarmıştır.
İsrailoğulları, duyup konuşamayan, zarar ve fayda verme yetkisi olmayan bir buzağıyı tanrı edinip ona tapınmaya başladılar. Bu durum, insan aklının ne denli yanılgılara düşebileceğini gösteriyor. Altın, gümüş ve diğer ziynet eşyaları, onların gözünde birer put haline gelmişti.
Buzağı, ziynet eşyalarından yapılmıştı ve günümüzde de insanların para ve ziynet eşyalarına tapınma eğilimleri gözlemleniyor. Bu nedenle, dünya ve onun süsleri hayatımızda putlaşmamalıdır.
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî, bu ayetlerdeki temel vurguları şöyle özetler:
Heykelin doğası: Zemahşerî, “ceset” kelimesinin ruhu olmayan bir varlığı ifade ettiğini belirtir. Buzağının ses çıkarması ise, ya mucizevi bir durumdur ya da Sâmirî’nin bir mekanizma kurarak rüzgarın ses çıkarmasını sağladığına işaret eder.
“Unuttu” ifadesi: Zemahşerî, Sâmirî’nin Musa’nın ilahını unuttuğunu ve onu aramaya gitmiş gibi alaycı bir tavır sergilediğini ifade eder.
Zemahşerî, İsrailoğulları’nın düşmüş olduğu durumu “akıl tutulması” olarak tanımlar. Bir varlığın ilah olabilmesi için akıl sahibi olması ve hitaba karşılık verebilmesi gerekmektedir.
Delil getirme: “Onlara bir sözle cevap veremiyor” ifadesi, konuşamayan ve iradesi olmayan bir varlığa tapmanın aklen mantıksız olduğunu vurgular.
Zarar ve fayda: Bir ilahın en temel özelliği, kullarına lütuf veya ceza verebilmesidir. Buzağının ne fayda sağlayabildiği ne de bir zararı defedebildiği, ona tapmanın sadece inançsızlık değil, aynı zamanda büyük bir cehalet olduğunu gösterir.
Özetle, Zemahşerî, Sâmirî’nin halkı aldatma çabasını ve insanların bu kadar bariz bir mantık hatasına düşmesini hayretle karşılar. Ayet, insanın duyusal algılarını akıl süzgecinden geçirmemesinin sonuçlarını gözler önüne serer.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ




