Seyyid Yahya Baküvi Konferansı Bakü’de düzenlendi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Bakü’de düzenlenen Seyyid Yahya Baküvi Konferansı’nda itidal, ilim ve manevi mirasın önemini anlattı.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Seyyid Yahya Baküvi Konferansı’nda konuşma yaptı. Büyük mutasavvıf ve düşünür Seyyid Yahya Şirvani’yi anmak ve onun mirasını anlamak amacıyla gerçekleştirilen buluşmanın hayırlara vesile olmasını dileyen Arpaguş, konferansın Türk dünyası açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki dini idareleri bir araya getiren temel unsurun ortak tarih ve medeniyet hafızası olduğunu belirten Arpaguş, bu birlikteliğin dil, kültür ve gönül dünyasındaki ortaklıktan beslendiğini söyledi. Arpaguş, atalarından devralınan manevi mirası geleceğe taşıma sorumluluğunun, Azerbaycan’da Seyyid Yahya Şirvani’nin hatırası etrafında ele alınan “Mutedil Değerler ve Çağdaş Çağrılar” başlığıyla örtüştüğünü ifade etti.

İslam medeniyetinin merkezinde itidalin bulunduğunu vurgulayan Arpaguş, Kur’an-ı Kerim’in Müslümanları “vasat ümmet” olarak nitelediğini hatırlattı. Ona göre İslam, akıl ile kalp, ruh ile beden, hak ile sorumluluk ve dünya ile ahiret arasında dengeli bir hayat anlayışını esas alıyor. Hz. Muhammed’in hayatının da bu dengenin somut örneklerini taşıdığını belirten Arpaguş, Müslümanların asırlar boyunca bu ölçüyü korumayı görev bildiğini kaydetti.

Arpaguş, itidalin edilgen bir orta yol arayışı olmadığını; yüksek bilinç, derin kavrayış ve güçlü bir ahlaki disiplin gerektirdiğini dile getirdi. İtidalli olmanın, hakikatin farklı boyutlarını birlikte görebilmek ve insanı bütün yönleriyle değerlendirerek tamamlayıcı unsurlar arasında denge kurabilmek anlamına geldiğini söyledi.

Seyyid Yahya Şirvani’yi bu anlayışın önemli temsilcilerinden biri olarak nitelendiren Arpaguş, onun tasavvuf düşüncesinde manevi yükselişin dünya ve ahiret arasında kurulan sağlam dengeyle anlam kazandığını belirtti. Şirvani’nin bu makul ve ölçülü yaklaşımının, adının geniş bir coğrafyada yüzyıllar boyunca saygı ve sevgiyle anılmasını sağladığını ifade etti.

Şirvani’nin ilme büyük değer verdiğini ve insan yetiştirmeyi hayatının merkezine aldığını aktaran Arpaguş, düşünürün yaklaşık kırk yıl boyunca ilim, irşat ve eğitim faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi. Binlerce öğrenci yetiştiren Şirvani’nin Türkçe, Arapça ve Farsça kaleme aldığı eserlerin, onun çok yönlü bir âlim ve arif olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Azerbaycan tasavvuf geleneğinin önde gelen isimlerinden olan ve Halveti tarikatında “Pir-i Sani” unvanıyla anılan Seyyid Yahya Şirvani’nin etkisinin Kafkasya’dan Balkanlara, Anadolu’dan Kuzey Afrika’nın batısına kadar uzandığını kaydeden Arpaguş, bu mirasın yalnızca tarihî bir şahsiyetin biyografisiyle sınırlı görülemeyeceğini vurguladı.

İslam tarihinin farklı dönemlerinde aşırılıkların ve itidalden uzaklaşan yaklaşımların görüldüğünü belirten Arpaguş, âlimlerin ve gönül insanlarının bu süreçlerde toplumu irşat ve ıslah etmek için çalıştığını söyledi. Şirvani’nin yaşadığı dönemde dinin özünden uzaklaştırılarak biçim ve gösterişe indirgenmesine karşı çıktığını, İslam’ın hedeflediği hayat düzenini güçlendirmek için gayret gösterdiğini ifade etti.

Günümüzde de İslam dünyasının benzer bir savrulma riskiyle karşı karşıya bulunduğunu dile getiren Arpaguş, özellikle dini konulardaki bilgisizliğin yanlış inanç ve anlayışların yayılmasına zemin hazırladığını söyledi. Teknoloji sayesinde bilgiye erişimin kolaylaştığını ancak hikmetin geri planda kaldığını belirten Arpaguş, bilginin artmasına rağmen anlamın azalmasını ve iletişim imkânları çoğalırken insanlar arasındaki gönül mesafesinin büyümesini çağın önemli çelişkileri arasında gösterdi.

Bu tablo karşısında ilim ile irfanın, hukuk ile ahlakın, akıl ile kalbin yeniden buluşturulması gerektiğini vurgulayan Arpaguş, ötekileştiren ve değersizleştiren söylemlere karşı muhabbet, merhamet, hürmet ve kardeşliği esas alan bir anlayışın güçlendirilmesi çağrısında bulundu. İnsanları tevhide, hakikate, hikmete, ahlaka ve merhamete yöneltmenin bugün de temel bir sorumluluk olduğunu söyledi.

Çağdaş meseleleri doğru değerlendirebilmek için bu sorunların arkasındaki insan ve ahlak anlayışının yanı sıra toplumsal sonuçlarının da incelenmesi gerektiğini belirten Arpaguş, Müslümanların çağdan kopmadan ve güncel sorunlardan çekinmeden, kendi medeniyet değerleri temelinde çözüm üretmesi gerektiğini ifade etti.

Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki kültürel ve manevi iş birliğinin daha da geliştirilmesinin önemine işaret eden Arpaguş, sahih kaynaklar ışığında çağın imkân ve şartlarını dikkate alan çözümler üretmenin ortak sorumluluk olduğunu kaydetti. Gençlerin Seyyid Yahya Şirvani gibi tarihe yön veren şahsiyetlerle güçlü bağlar kurmasının önemini vurgulayan Arpaguş, İslam mirasının yeni nesillere aktarılmasıyla onların tarih ve medeniyetleriyle ilişkilerinin güçlendirilebileceğini belirtti.

Arpaguş, konferansın Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler arasındaki dini, kültürel, ilmi ve manevi iş birliğini güçlendirmesi temennisinde bulunarak konuşmasını tamamladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu