Modern İnsan ve Beğeni Kültürünün Narsistik Etkileri
Ramazan Kayan, modern beğeni kültürünün insanları nasıl narsizme sürüklediğini ve ahlaki çözülmelere yol açabileceğini ele alıyor.
Ramazan Kayan / Milat Haber
Beğeni Kültürü Üzerine Düşünceler
İnsan, varoluşu gereği bazı temel ihtiyaçlara sahiptir. Bu ihtiyaçlar arasında beslenme, barınma, sosyal bağlar kurma, başarı elde etme ve beğenilme isteği yer alır. Bu yazıda özellikle beğenme arzusunu ele alacağız.
Beğenme isteği, beğenilme arzusu ve kendini beğenme içgüdüsü olarak üç boyut üzerinden değerlendireceğimiz bu konu, insanın en çok karşılaştığı risklerden biridir. Beğenilerimizde sapma ve yanılma olasılığı oldukça yüksektir. Beğenme, hoşlanma ve sahip olma konularında ilahi bir disipline tabi olmamız gerektiğini yeterince dikkate alıyor muyuz?
Allah’ın beğendiklerini beğenmek ve hoşlanmadıklarını reddetmek konusunda net bir duruş sergileyebiliyor muyuz? Yoksa beğenilerimizde kararsızlık mı yaşıyoruz? Çoğu zaman, beğenilerimizin Allah’ın beğenileriyle örtüşmediğini görmekteyiz, ancak bu durumdan vazgeçmiyoruz. Burada önemli olan, beğenilerimizin başıboş olmadığını ve bu konuda bir disiplinin gerekliliğini unutmamamızdır. Beğenilerimizi, Allah’ın hoşnutluğu üzerinden şekillendirmeliyiz.
Beğenilerimiz, yalnızca Allah adına olmalıdır. Bu konuda ilkesiz ve ölçüsüz davranma lüksüne sahip değiliz. Rabbimizin işaretlerine göre kendimizi konumlandırmak zorundayız. Zira Allah’ın bizim için beğendikleri, kendi beğenilerimizden daha hayırlıdır. Bu bağlamda, beğenilerimizin belirleyicisi kim olacak? Allah mı, yoksa başka unsurlar mı?
Piyasa, moda, toplum baskısı ve kişisel arzularımız, beğenilerimizi şekillendiren unsurlar haline geldi. Sonuç olarak, beğenilerimizi Allah’a göre belirlemek zorundayız. Övgülerimiz ve yergilerimiz de O’nun adına olmalıdır. Allah’ın necis olarak nitelendirdiğine biz nezih diyemeyiz. Eğer beğenilerimizi heva ve hevese bırakırsak, zamanla bu beğenilerin esiri oluruz.
Bir diğer sorun ise beğenilme arzusudur. Modern çağda, kendini beğendirme çabası hızla yayılmakta; daha fazla beğeni, takipçi ve tanınırlık arzusu, bireyleri popülizmin etkisi altına almaktadır. Bu durum, insanları doğallıktan uzaklaştırarak, imaj ve prestij kaygısıyla hareket etmeye yönlendirmektedir. Yalakalık ve yağcılık boyutlarına kadar varan bu süreç, insanın karakterinde zaafiyet ve kimlik krizine yol açmaktadır.
Kendini beğenme içgüdüsü ise bu gidişatın en tehlikeli sonucudur. Öz saygı adı altında başlayan süreç, zamanla narsizme dönüşebilmektedir. İblis’in durumunu düşündüğümüzde, kendini merkeze alan bir yaklaşımın ne tür sonuçlar doğurabileceğini görebiliriz. Bugün, hem ümmet hem de insanlık, kendini beğenmişlerin neden olduğu sorunlarla baş etmektedir. Müstekbirlerin ve mütekebbirlerin etkisiyle dünya, kan gölüne ve ateş topuna dönüşmüştür.
Bu noktada, sahip olmamız gereken duruş ve zemin nedir? “Onlar Allah’tan razı, Allah da onlardan razıdır.” Bu ilkeyi yaşamımızın merkezine koyabilmek, en önemli hedefimiz olmalıdır.




