Hindistan-İsrail İlişkileri: Filistin Destekçiliğinden Stratejik Ortaklığa

Hindistan-İsrail ilişkileri, Filistin desteğinden stratejik ortaklığa evrildi. Bu dönüşümün arkasındaki temel faktörler neler?

Hindistan ile İsrail arasındaki ilişkiler, zaman içinde temkinli bir tanıma sürecinden çok boyutlu bir stratejik ittifaka evrildi. Bu değişim, Hindistan’ın Filistin’e olan geleneksel desteğinin dış politikada belirleyici olmaktan çıkmasıyla hız kazandı.

1947 yılından bu yana süregelen ilişkiler, Filistin yanlısı bir dış politika anlayışından, savunma ve teknoloji odaklı bir stratejik ortaklığa dönüşmüştür. Özellikle Başbakan Narendra Modi’nin iktidara gelmesiyle birlikte askeri ve ekonomik işbirliği, Gazze savaşı sonrasında daha belirgin hale gelmiştir. Orta Doğu politikaları uzmanı Prof. Dr. Mahjoob Zweiri, bu dönüşümün arkasındaki üç temel faktörü vurgulamaktadır.

Hindistan’ın Filistin davasına verdiği geleneksel destek, zamanla zayıflamış ve ülke, savunma, güvenlik ve ekonomi alanlarında İsrail’in yakın bir stratejik ortağı haline gelmiştir. Bu dönüşüm, ani bir gelişme olarak değerlendirilemez; iç siyasi değişimler, Soğuk Savaş sonrası yeni uluslararası dengeler ve yeni siyasi liderliğin yükselişi bu sürecin temelini oluşturmuştur.

İlişkilerin başlangıcı 1950 yılında temkinli bir tanıma ile olmuştur. 1992 yılında tam diplomatik ilişkilere geçilmesiyle birlikte, iki ülke arasında büyükelçilikler açılmıştır. Bu dönemde, askeri işbirliği belirgin bir şekilde artmış ve ticaret hacmi önemli ölçüde genişlemiştir. 2003 yılında İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un Hindistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki savunma ortaklığını pekiştirmiştir.

Narendra Modi’nin 2014’te iktidara gelmesiyle birlikte, ilişkiler daha güçlü bir stratejik ortaklık haline gelmiştir. Modi, 2017 yılında İsrail’i ziyaret eden ilk Hindistan başbakanı olurken, Netanyahu’nun 2018’deki ziyareti de ilişkilerin stratejik ortaklık olarak tanımlanmasını sağlamıştır. Bu dönemde, Hindistan, İsrail silahlarının en büyük ithalatçısı konumuna gelmiş ve yıllık yaklaşık 1 milyar dolar değerinde silah anlaşmaları imzalamıştır.

7 Ekim 2023’te gerçekleşen Aksa Tufanı operasyonunun ardından Hindistan, İsrail’e destek vererek, yürütülen savaşı meşru müdafaa olarak tanımlamıştır. Başbakan Modi, Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde iki ülke arasındaki dayanışmayı vurgulamıştır. Birleşmiş Milletler’de ise Hindistan, İsrail’i kınayan bazı karar tasarılarında çekimser kalarak, geçmişteki tutumuna göre belirgin bir değişim göstermiştir.

Hindistan-İsrail ilişkilerinin değişiminde, Pakistan faktörü de önemli bir rol oynamaktadır. İsrail, Pakistan ile yaşadığı krizlerde Hindistan’a destek vermiştir. Bu durum, iki ülke arasındaki stratejik ittifakı güçlendirmiştir.

Hindistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin dönüşümünde üç temel faktör öne çıkmaktadır: Arap-İsrail çatışmasına bakış açısının değişmesi, Hindistan’daki iç siyasi değişimler ve Hindistan-Çin rekabeti bağlamında İsrail’in rolü. Bu faktörler, Hindistan’ın dış politikasında daha pragmatik bir yaklaşım benimsemesine ve İsrail ile ilişkilerini derinleştirmesine olanak tanımıştır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu