Bahreyn Temsilcisi: İran, Diplomatik Anlaşmaları Kriz Yönetimi İçin Kullanıyor
Bahreyn’in BM temsilcisi, İran’ın diplomatik anlaşmaları kriz yönetimi için kullandığını belirtti.
Bahreyn’in Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi, İran’ı diplomatik anlaşmaları kullanarak krizleri yönetmeye çalışmakla ve Körfez ülkelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçladı.
BM’deki daimi temsilci Büyükelçi Jamal Alrowaiei, dün Güvenlik Konseyi’nde yapılan toplantıda, 2015 yılında kabul edilen JCPOA’nın uygulanmasına dair 2231 sayılı kararın son raporunu ele aldı.
Bahreyn ve Konseyin beş Avrupa üyesi – Danimarka, Fransa, Yunanistan, Letonya ve Birleşik Krallık – tarafından talep edilen bu toplantı, nükleer silahların yayılmasını önleme gündemi çerçevesinde gerçekleştirildi.
Alrowaiei, bölgenin 28 Şubat’tan bu yana, İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerine ve Ürdün’e yönelik acımasız ve haksız saldırıları nedeniyle modern tarihinin en tehlikeli gerilim dalgalarından birine tanık olduğunu belirtti. Bu saldırılarda balistik füzeler ve insansız hava araçları kullanılarak sivil hedefler, enerji tesisleri ve kritik altyapılar hedef alındı.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası deniz trafiğine kapatarak küresel ekonomi ve ticaret, enerji ve gıda tedariki açısından eşi benzeri görülmemiş bir durum yarattığını ifade etti.
Bahrainli temsilci, İran’ın nükleer programı üzerindeki diplomatik çabaların, Tahran’ın bölgedeki davranışlarıyla yansıtılmadığı sürece başarısız olacağını vurguladı. Sorunun, anlaşmaların yokluğu değil, İran’ın bu anlaşmaları uygulamaktaki yetersizliği olduğunu ekledi.
Bu açıklamalar, İran’ın Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’e yönelik saldırılarının yeniden başlaması ve Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik tehditlerle gündeme geldi. Alrowaiei, Tahran’ı 17 Haziran’da imzalanan İslamabad Memorandumu’nu ihlal etmekle suçladı.
Alrowaiei, İran’ın 11 Mart’ta kabul edilen 2817 sayılı karar altında taahhütlerini yerine getirmekte başarısız olduğunu da belirtti. Bu karar, Tahran’dan bölgedeki devletlere yönelik saldırıları durdurmasını talep ediyordu.
“Bu durum, İran için diplomasinin bir anlaşmazlığı çözme yolu değil, krizleri yönetme ve zaman kazanma aracı olduğu izlenimini pekiştiriyor. Zemin üzerindeki tutumları ve saldırganlıkları, balistik füzeler, insansız hava araçları ve İran’ın vekillerine sağladığı destek, finansman, eğitim ve silahlandırma ile kendini gösteriyor,” dedi.
Uluslararası yükümlülüklere tam ve şeffaf bir uyum sağlanmadan diplomatik ilerlemenin sürdürülebilir olmayacağını vurgulayan Alrowaiei, BM Genel Sekreteri’nin raporunda, İran’ın nükleer programı ile ilgili doğrulama, izleme ve bilgi kaybı konularındaki devam eden zorluklara dikkat çektiğini belirtti.
Güvenin yeniden tesisinin, nükleer dosyanın ötesine geçerek İran’ın daha geniş bölgesel davranışlarını da kapsadığını, deniz yollarına yönelik saldırılar ve silahlı vekillere sağlanan destekle birlikte, bu durumun güvenliği ve diplomasideki güveni zayıflatan tek bir kalıp oluşturduğunu ifade etti.
Alrowaiei, Güvenlik Konseyi’ni, 2231 sayılı karar da dahil olmak üzere, aldığı tüm kararların tam olarak uygulanmasını sağlamaya çağırdı ve Konsey metinlerinin ve uluslararası yükümlülüklerin uygulanmamasının önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı.
“Konsey, kararlarının veya uluslararası yükümlülüklerinin yalnızca metin olarak kalmasına izin vermemelidir,” diyerek, bunun Konsey’in itibarını korumak ve barış ile istikrarı teşvik etmek açısından hayati öneme sahip olduğunu belirtti.




