Adana Özgür-Der’de ‘Kimlikte Netlik ve Cahili Asabiye’ Konferansı
Adana Özgür-Der’de düzenlenen konferansta, kimlik ve milliyetçilik konuları ele alındı.
Adana Özgür-Der, Genel Başkan Rıdvan Kaya’nın katılımıyla “Kimlikte Netlik ve Cahili Asabiye” başlıklı bir konferans düzenledi. Bu etkinlikte, İslam dünyasının ve Türkiye’nin gündeminde yer alan milliyetçilik ve kimlik oluşumu gibi hassas konular ele alındı.
Program, Adana Özgür-Der’in lise grubu öğrencisi Erdem Yaman’ın sunuculuğunda, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve sinevizyon gösterimi ile başladı. Ardından sahneye çıkan Rıdvan Kaya, sunumuna hamd ve salat ile başlayarak, Müslüman zihninin modern hurafelerle nasıl kuşatıldığını çarpıcı örneklerle açıkladı.
Kaya, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “İnsanları birbirine rakip ya da düşman olsunlar diye değil, tanışmaları için farklı dillerde ve renklerde yaratan Rabbimize hamd, dostluğun, kardeşliğin ölçüsünü öğreten Resulüne salat ve selam. Günümüzde yükselen ulusçu ve ırkçı bir dalga var. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve şovenizm, milliyetçiliğin sonuçları olarak karşımıza çıkıyor. Bu kavramlar, mantıksal temeli zayıf, duygusal bir yaklaşım içeriyor. Ahlaki ilke ve adalet anlayışları zayıflıyor, tarafgirlik ön plana çıkıyor. Düşmanlık duygusu, insanları homojenleştiren en etkili araç haline geliyor.”
Kaya, milliyetçilik ve ümmet anlayışının iki farklı dünya görüşü olduğunu vurgulayarak, “Kavga, milliyetçi cahiliye ile ‘Müslümanlardanım’ bilinci arasında yaşanıyor. Ayrışmanın kaynağı ‘biz’ kavramında yatıyor. Irkçı ve şoven rüzgarlara kapılma tehlikesi var. Ahlaki ilke ve standartları geliştirmek yerine popülizme yönelme zaafı yaşanıyor.” dedi.
İki farklı bakış açısının varlığını dile getiren Kaya, insanların iki gruba ayrıldığını belirtti: “İhlasla, tevekkül ve teslimiyetle Rabbe yönelenler ve rızasına aykırı olarak kendilerini tanımlayanlar. Bazıları, sadece kan bağı nedeniyle aynı etnik kökenden gelenleri ‘bizden’ sayarken, dil ve coğrafya farkı nedeniyle mümin kardeşlerini ‘yabancı’ olarak görüyor. Ulusalcılık gibi cahili aidiyetleri öne çıkararak, insani ve vicdani açıdan zalimane bir yaklaşım sergiliyorlar.”
Kaya, aidiyet karmaşasının toplumda yarattığı olumsuz etkilere de değinerek, “Kendilerine İslami kimlik atfedenlerin çelişkili tutumları düşündürücü. Bazı insanlar, Müslümanlık vasfıyla yetinmeyip, başka aidiyetler edinmeye kalkışıyor. Bu, tipik bir cahiliye halidir. Allah Teala’nın hükmünü bir kenara bırakıp, cahiliyenin ideolojilerine tabi olmak demektir.” şeklinde konuştu.
Hac Suresi 78. ayeti hatırlatan Kaya, kavramsal netlik çağrısında bulunarak, “Allah Teala’nın tanımlaması üzerine kendisine başka tanımlar atfetmek, had bilmezlik değil midir? Rabbu’l Alemin’in emri açıktır: ‘Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.’ (Ali İmran, 102). Peki, Rabbul Alemin ‘siz Müslümansınız, hayatınızı buna göre yaşayın’ buyurmuşken Türklük-Kürtlük gibi kimlikler ne ifade ediyor?” diye sordu.
Kaya, tek bir kimliğe sahip olduğumuzu vurgulayarak Selman-ı Farisi örneğine dikkat çekti. “Tek bir kimliğimiz, tek bir milletimiz, tek bir davamız var. Fitneye zemin arandığında Selman-ı Farisi gibi aidiyetimizi net biçimde ifade etmeye mecburuz. Selman, kendisini tanıtırken ‘ene Selman ibnu’l İslam’ der. Ne muhteşem bir cevap!” dedi.
Cahiliyeden arınamamışlığın toplumda tezahürlerine işaret eden Kaya, “Toplumun acınacak bir durumu var. Mücrimleri kendinden sayarken, iman kardeşlerini ‘yabancı’ görebiliyorlar. Allah ve İslam düşmanlarını sorun olarak algılamıyorlar, fakat bu ülkenin vatandaşı olmayan bir müminin gitmesini istiyorlar. Bu zihniyette bir ‘biz’ tanımı var ki, şeytanları kapsıyor ama melekleri dışlıyor. Şüphesiz bunlar kardeşliği bilmiyorlar.” şeklinde konuştu.
Kaya, asabiyeyi reddeden tarihsel örneklere de yer vererek, “Arap atasözünde denildiği gibi: ‘Senin gerçek kardeşin, seninle birlikte hareket eder.’ Cahiliye devri Arap şairi Dureyd Bin es-Samme, ‘Ben Gaziye kabilesinin bir ferdiyim’ diyordu. Oysa Musab b. Umeyr, abisi esir düştüğünde, ‘Benim kardeşim sen değilsin, odur!’ diyerek gerçek kardeşliğin ne olduğunu göstermiştir.” ifadelerini kullandı.
Ayrışmanın temel unsurlarını Tevhid, Adalet ve Merhamet olarak özetleyen Kaya, İslami kimliğin seküler milliyetçilikten ayrıştığı noktaları sıraladı. “Kainata ibadet bilinciyle bakmak, tüm ilişkilerde adaleti esas almak ve Rahmanın kullarına merhametle yaklaşmak. Vahye dayanmayan zihin, dünyevi kaygıları esas aldığından bütüncül bir perspektif geliştiremez.” dedi.
Kaya, Kur’an’daki ‘hamiyeti cahiliye’ kavramına vurgu yaparak, Müseylime örneği üzerinden asabiyenin ulaştığı boyutu anlattı. “İnsanlar, sokakta birbirlerine güvenmezken soyut bir millet kavramına taparcasına bağlılık duyuyorlar. Toplum ne kötü ne de yücedir; iyiler de kötüler de vardır. Ebu Hureyre’den rivayetle, ‘Kimin ameli kendisini geri bırakırsa, nesebi onu ileri götürmez.'” şeklinde konuştu.
Kaya, Hz. Peygamber’in hutbesi ve Seyyid Kutub’un vurgularıyla konuşmasını tamamlayarak, “Resulullah (s) fetih günü şöyle buyurmuştur: ‘Ey İnsanlar! Allah sizden câhiliye gururunu ve atalarla övünme âdetini gidermiştir. İnsanlar iki gruptur: İyi ve takva sahibi olanlar, günahkâr olanlar.’ Seyyid Kutub ise ‘Müslümanın Milliyeti Akidesidir’ diyerek zihinlere sahih bir perspektif sunar.” dedi. Program, Kaya’nın sunumunun ardından soru-cevap ve katkı bölümüyle sona erdi.




