Trump’ın Tehditleri Devam Ederken Hürmüz’de Gelişmeler Yaşanıyor

Trump, İran ile ilgili tehditlerini sürdürürken Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler çatışma olasılığını azaltıyor.

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında ateşkes sağlanmasına rağmen, nihai bir anlaşma henüz gerçekleştirilemedi. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın önerisini geri çevirirken, tehditlerini de artırmaya devam ediyor. Pentagon yetkililerinin, olası saldırılar için hazırlık yaptığı bildiriliyor. Ancak sahadaki gelişmeler, çatışma ihtimalinin giderek azaldığını gösteriyor. ABD’nin en büyük uçak gemisi Gerald R. Ford, ana üssüne geri dönerken, Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizlenmesi konusu gündeme geldi.

Çin ziyaretinin ardından İran ile ilgili nihai kararını vermesi beklenen Trump, iki aydır sürdürdüğü tehditleri yineleyerek, İran’daki her şeyi birkaç gün içinde imha edebileceklerini öne sürdü. Washington’daki güvenlik toplantılarında, İran’a yönelik saldırı planlarının tartışıldığı iddia ediliyor. Ancak, sahadaki gelişmeler, çatışma olasılığının giderek uzaklaştığını gösteriyor. Pentagon, Gerald R. Ford uçak gemisinin ana üssüne döndüğünü duyurdu. Avrupa ülkeleri, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğini sağlamak amacıyla koalisyon oluşturarak, bu konuda ilk somut adımı attı. İtalya, Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizlenmesi için gemi gönderdiğini açıkladı.

New York Times’ın güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Trump’ın Çin ziyareti öncesi yapılan güvenlik toplantısında Pentagon yetkilileri, İran’a yönelik yeni saldırı planları sundu. Bu planlar arasında, İran içindeki hedeflere daha yoğun saldırılar ve ABD kuvvetlerinin Hark Adası’nı ele geçirmesi yer alıyor. Ayrıca, İran’daki yer altı nükleer tesislerin imhası için sınırlı bir kara operasyonu öngörülüyor. Pentagon yetkilileri, Hark Adası’nın kontrolü için ek kuvvetlere ihtiyaç duyulacağını belirtirken, askeri planlar uygulansa bile İran’da kesin bir zafere ulaşmanın oldukça zor olduğunu Trump ve ekibine iletti.

Pentagon’un sunduğu saldırı planlarına rağmen, sahada farklı gelişmeler yaşanıyor. Gerald R. Ford, Hint Okyanusu’ndan ayrılarak Virginia’daki ana üssüne ulaştı. Göreve 326 gün önce başlayan gemi, beraberindeki savaş gemileriyle birlikte geri dönerken, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, bu gemilerle dönen 4 bin 500 askeri aileleriyle birlikte karşıladı.

Çatışma olasılığının azaldığını gösteren bir diğer gelişme ise, Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliği için koalisyon oluşturması ve ilk somut adımı atması oldu. İtalya, Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizlenmesi için “Crotone” ve “Rimini” isimli gemilerin bölgeye doğru yola çıktığını duyurdu. ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Hürmüz Boğazı’ndaki krizi “geçici bir kesinti” olarak nitelendirerek, boğazdaki trafiğin en kısa sürede, en geç bu yaz kesinlikle başlayacağını belirtti. Bu açıklama, nihai bir anlaşmaya yaklaşılmakta olduğu yorumlarına yol açtı.

Trump, sahadaki gelişmelere rağmen tehdit dilini sürdürmeye devam ediyor. Çin ziyaretinin ardından, Pekin yönetimi ile İran’ın nükleer silaha sahip olmaması konusunda anlaştıklarını ifade eden Trump, Fox News’e verdiği demeçte, saldırılara yeniden başlamaları halinde “İran’daki her şeyi iki günde yok edebileceklerini” iddia etti. İran yönetiminin güvenilmez olduğunu vurgulayan Trump, olası çözümün İran’ın tutumuna bağlı olduğunu belirterek, “Ya şiddetli olacak ya da şiddet içermeyecek, ben şiddet içermeyenini tercih ederim” dedi.

İran tarafı ise muhtemel bir saldırıya karşı hazırlıklarını sürdürürken, anlaşmanın gerekliliğine de dikkat çekiyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’a karşı başlattığı savaşın ağır bir mali yük getirdiğini belirtti. Arakçi, “Amerikalılara, İran’a karşı tercih savaşının hızla yükselen maliyetlerini yüklenmeleri gerektiği söyleniyor. Benzin fiyatlarındaki artış ve borsa balonunu bir kenara bırakın. Gerçek acı, ABD borçları ve mortgage faiz oranları yükselmeye başladığında başlayacak. Otomobil kredisi gecikmiş borçları zaten 30 yılın en yüksek seviyesinde. Bunların hepsi önlenebilirdi” diyerek, ABD için en uygun seçeneğin nihai anlaşma olduğunu ima etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu