Orta Doğu Savaşının Ekonomik Etkileri Türkiye’yi Sarıyor
Orta Doğu’daki savaşın Türkiye ve dünya ekonomisine etkileri artarken, akaryakıt fiyatları ve enflasyonist baskılar gündemde.
Orta Doğu’da devam eden çatışmalar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında dünya genelinde önemli ekonomik yansımalar yaratıyor. Türkiye, bu durumdan hem doğrudan hem de dolaylı yoldan etkilenme riski taşıyor.
Geçtiğimiz hafta başlayan savaş, askeri olarak Türkiye dahil birçok ülkeye sıçramadan devam ediyor. Ancak ekonomik etkileri, tüm ülkeleri tehdit eder hale geldi. İngiliz yayın kuruluşu BBC, savaşın ülkelerin ekonomilerine etkileri üzerine bir analiz yayınladı.
Askeri çatışmaların Türkiye’yi doğrudan etkilemeyeceği düşünülse de, ekonomik sorunlar kaçınılmaz bir şekilde hissediliyor. Savaşın süresi ve sonuçları belirsizliğini korurken, bu durum piyasalarda bir panik havası yaratıyor.
Piyasalarda, ABD’nin İran’a saldıracağına dair beklentiler uzun zamandır mevcuttu. Özellikle son iki haftada petrol fiyatlarında görülen artış, savaş ihtimalinin yükselmesi ve Hürmüz Boğazı’nın kapanma riski ile ilişkilendiriliyordu.
Finansal piyasalarda belirsizlik ve risk iştahında azalma, savaşın doğrudan etkileri arasında yer alıyor. Böyle dönemlerde yatırımcılar genellikle güvenli liman arayışına yöneliyor. Ancak, belirsizlik arttıkça yatırımcıların ABD tahvillerine ve dolara yönelmesi beklenirken, bu durum her savaşta aynı şekilde gerçekleşmiyor.
Son dönemde ABD’deki politik belirsizlikler, doların güvenli liman özelliğini zayıflatmış durumda. Savaş haberinin ardından piyasalardaki ilk tepki, uzun vadeli ABD tahvillerinin satılması oldu. Daha sonra tahvil alımları kısmen geri gelse de, hangi etkinin baskın çıkacağı henüz belirsizliğini koruyor. Petrol fiyatlarındaki artış, enflasyonist baskıları artırma riski taşıyor.
Türkiye, bu durumdan hem doğrudan hem de dolaylı yoldan etkilenmekte. Enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye’nin net enerji ithalatçısı olması nedeniyle cari açığı büyütebilir ve üretim maliyetlerini artırarak ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir.
Dolaylı etkiler ise, FED’in daha sıkı bir para politikası benimsemesi ve küresel risk iştahındaki azalmadan kaynaklanıyor. Riskten kaçış, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye girişlerini azaltarak kur üzerinde baskı oluşturabiliyor. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) aldığı önlemler, bu riskleri sınırlamayı amaçlıyor.
Türk lirası üzerindeki baskı arttığında, TCMB, TL’nin arzını kısıp, doların arzını artırarak müdahalelerde bulunuyor. Haftalık repo ihalelerini durdurarak politika faizini %40’a yükselten TCMB, TL arzını azaltmayı ve TL’nin değerini korumayı hedefliyor. Ayrıca, TL uzlaşmalı vadeli döviz satışları ile öngörülebilir döviz ihtiyacını azaltmaya yönelik adımlar atılıyor.




