Yapay Zekâ ve İslami Etik: Sorumlu Gelişim İçin Çerçeve
Yapay zekânın etik ve fıkhi yönleri üzerine İslami bir çerçeve sunulmakta, sorumlu gelişim için ilkeler belirlenmektedir.
Dr. Mohamed AbuTaleb, Kenan Alkiek, Sh. Suleiman Hani, Dr. Mohammed Ansari, Sh. Umer Khan / Yaqeen Institute
Çeviri: Barış Hoyraz – Haksöz Haber
Bu makale, yapay zekânın sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılmasını yönlendirmek amacıyla İslami etik ilkelerini ele almakta ve bu çerçevede bir yaklaşım sunmaktadır.
Yapay zekâ (YZ), günümüzde modern yaşamın vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. İletişimden iş yapma biçimlerine kadar birçok alanda köklü değişiklikler meydana getiren yapay zekâ, topluma entegre edilme sürecinde büyük bir potansiyel taşırken, aynı zamanda çeşitli etik ve sosyal sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu değişimle birlikte, yapay zekânın etik sorunları genellikle karmaşık bir yapı arz etmekte ve bu bağlamda İslami etik perspektifinin önemi ortaya çıkmaktadır. İslami etik, bireysel ve toplumsal kaygılar arasında bir denge kurarak, teknolojinin gelişimini yönlendirecek proaktif bir çerçeve sunmaktadır.
Makale, yapay zekânın toplumsal etkilerini ve bu etkilerin İslami etik ilkeleri çerçevesinde nasıl değerlendirilebileceğini incelemektedir. İslami fıkıh, bu tür teknolojilerin etik sorunlarını ele almak için gerekli bir çerçeve sunmakta ve bu bağlamda Maslahat ve Mefsedet fıkhı gibi kavramlar üzerinden yapılandırılmış bir yaklaşım geliştirmektedir. Bu yaklaşım, teknolojik yeniliklerin yalnızca sonuçlarını değil, aynı zamanda tasarım aşamalarını da göz önünde bulundurarak, etik karar verme süreçlerinde dikkate alınması gereken ilkeleri belirlemektedir.
Teknolojinin etik gereksinimleri, sosyal medya gibi platformların ortaya çıkmasıyla daha da belirgin hale gelmiştir. Bu platformlar, toplumsal normların ve etik değerlerin göz ardı edilmesi sonucunda ciddi sorunlar yaratmıştır. Müslümanların bu tür gelişmelere karşı daha proaktif bir yaklaşım benimsemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yapay zekânın hızlı gelişimi, aynı zamanda etik sorunların da hızla ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, İslami etik ilkeleri, teknolojik gelişim sürecinde sorumluluğun ve hesap verebilirliğin sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır.
İslami etik, yalnızca teknolojinin kullanımını değil, aynı zamanda tasarımını da yönlendiren bir çerçeve sunmaktadır. Bu çerçeve, Kutsal Kur’an ve Peygamberimizin Sünneti’nde belirtilen ilahi emirlerin bir yansımasıdır. Adalet, iyilik ve insan haklarının korunması gibi temel değerler, teknolojik yeniliklerin geliştirilmesinde göz önünde bulundurulmalıdır. Geliştiricilerin, yapay zekâ sistemlerini tasarlarken bu etik ilkeleri dikkate alması, insanlığın refahı için büyük bir önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, yapay zekâ ve İslami etik arasındaki ilişki, teknolojik gelişim süreçlerinde sorumluluğun ve hesap verebilirliğin sağlanması açısından büyük bir önem arz etmektedir. Bu bağlamda, İslami etik çerçevesi, teknolojik yeniliklerin insan refahını gözeten bir şekilde yönlendirilmesi için gerekli olan ilkeleri belirlemektedir.




