Borç İçindeki ABD İmparatorluğu ve Trump’ın Stratejisi

Trump’ın BM’ye alternatif arayışı, ABD’nin borç yükü ve küresel liderlik maliyetleri üzerine bir analiz.

İsrail’de yayımlanan bir analiz, ABD Başkanı Donald Trump’ın Birleşmiş Milletler’e alternatif bir uluslararası yapı oluşturma çabasının, genellikle siyasi bir manevra olarak görüldüğünü ancak aslında ABD’nin artan ekonomik maliyetlerine dayanan bir strateji olduğunu öne sürdü.

Analiz, makroekonomi ve jeopolitik konularında uzman Dr. Bela Berda Barkat’ın görüşlerine dayanıyor. Barkat, bu girişimin yalnızca bir siyasi heves olmadığını, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan eski dünya düzeninin artık işlevini yitirdiğini belirtti.

ABD’nin gücünün azalmasından ziyade, bu gücün sürdürülmesinin aşırı maliyetli hale geldiğini ifade eden Barkat, Trump’ın önerdiği yeni düzenin “ekonomik bir plan” niteliği taşıdığını vurguladı. Barkat, “2026’daki ABD, 1945 ya da 1991’deki ABD değil. Hâlâ dünyanın en büyük ekonomisi, ancak benzeri görülmemiş düzeylerde ulusal borç taşıyor” dedi.

Bu koşullar altında, liberal dünya düzeninin, ABD için bir yük haline geldiğini belirten Barkat, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumların, ABD’nin küresel liderliğini finanse etme kapasitesine sahip olduğu bir dönemde kurulduğunu hatırlattı. Ancak, derin borç ve çok kutuplu rekabetin, bu modelin geçerliliğini sorgulattığını ifade etti.

Barkat’a göre, Trump’ın yaklaşımı, kurallar ve kurumlar yerine işlemlere dayalı bir dünya düzenine geçişi işaret ediyor. “Eğer bir düzeni finanse edemiyorsan, onu dağıtıp yerine anlaşmalar koyarsın” diyen Barkat, bu dönüşümün ABD’nin artık tek başına küresel gerçekliği şekillendirebilen yegâne güç olmamasıyla da ilişkili olduğunu belirtti.

Makalenin ilerleyen bölümlerinde, imparatorlukların genellikle maliyetlerin getirilerini aştığında çöktüğüne dikkat çekildi. Barkat, Trump’ın yaklaşımını, “Daha az küresel taahhüt, daha fazla bölgesel düzenleme; daha az kurum, daha fazla anlaşma” şeklinde tanımladı. Bu durumun, küçük ve orta ölçekli devletler için kaygı verici sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

Sonuç olarak, Barkat, Trump’ın hamlesinin barışla ya da ahlakla ilgili olmadığını, jeopolitik bir muhasebe ile ilgili olduğunu belirtti. Asıl sorunun, borcun ve ekonominin diplomasi üzerindeki etkisinin giderek artması olduğunu ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu