Lozan Antlaşması: Zafer mi, Parçalanmanın Başlangıcı mı?

Lozan Antlaşması’nın tarihi ve günümüzdeki etkileri üzerine derinlemesine bir değerlendirme.

Lozan Antlaşması: Zafer mi, Parçalanmanın Başlangıcı mı?

Lozan Antlaşması, resmi tarih anlatımında “Cumhuriyet’in tapu senedi” olarak tanımlansa da, üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen tartışmalar hala sürmektedir. Özellikle günümüzde İslâm dünyasının yaşadığı parçalanma, sınır anlaşmazlıkları ve sömürge düzeninin kalıntıları göz önüne alındığında, Lozan’ın yeniden ve tarafsız bir şekilde ele alınması gerekliliği giderek daha fazla dile getirilmektedir.

Bu bağlamda, cevapsız kalan birçok soru bulunmaktadır. Milli Mücadele’nin amacı sadece Anadolu’yu kurtarmak mıydı? Misak-ı Milli sınırları içinde yer alan Musul ve Kerkük neden Türkiye’ye katılamadı? Mondros Mütarekesi sırasında Osmanlı ordusunun kontrolünde olan Musul, nasıl oldu da İngilizler tarafından ele geçirildi ve Lozan’da neden geri alınamadı? Savaş alanlarında büyük bedeller ödeyen bir millet, diplomasi masasında neden istediğini elde edemedi? Bu sorular, tarihsel bir hesaplaşma değil, daha çok tarihsel bir muhasebe gerektirmektedir.

Kazanılan Zafer Masada Korunabildi mi?

Sakarya, Büyük Taarruz ve Dumlupınar’da kahramanlık gösteren Anadolu insanı, emperyalist işgale karşı tarihi bir direniş sergiledi ve işgal ordularını Anadolu topraklarından çıkardı. Ancak, Lozan görüşmeleri sırasında Türkiye heyeti, İsmet Paşa liderliğinde İngiltere, Fransa ve İtalya’nın oluşturduğu büyük bir diplomatik baskıyla karşı karşıya kaldı. Bugün Lozan’ı eleştiren tarihçiler, asıl tartışılması gereken noktanın burada başladığını belirtmektedir. Zira savaş meydanlarında kazanılan askeri üstünlük, diplomasi masasında aynı şekilde korunamamıştır.

Musul ve Kerkük Neden Kaybedildi?

Misak-ı Milli’nin önemli parçalarından biri olan Musul ve Kerkük meselesi, Lozan’da çözüme kavuşturulmamıştır. İngiltere, bu konunun daha sonra ele alınmasını istemiştir. Sonuç olarak, Musul ve Kerkük kaybedilmiştir. Bugün Türkiye’nin güney sınırında yaşanan güvenlik sorunları, enerji mücadeleleri ve Kuzey Irak’taki gelişmelerle birlikte Musul ve Kerkük meselesi yeniden gündeme gelmektedir. O dönemde farklı bir diplomasi yürütülebilir miydi sorusu hala akıllardadır.

Yunanistan’dan Neden Savaş Tazminatı Alınamadı?

İzmir’den Afyon’a, Uşak’tan Manisa’ya kadar geri çekilen Yunan ordusunun yakıp yıktığı şehirler tarihi belgelerle ortadadır. Yakılan köyler, harap edilen şehirler ve katledilen siviller, tüm bunlara rağmen Yunanistan’dan kapsamlı bir savaş tazminatı alınamaması Lozan’ın en çok tartışılan konularından biri olmayı sürdürmektedir.

Ege Adaları Bugünkü Sorunların Başlangıcı mı?

Günümüzde Türkiye’nin kıyılarının hemen karşısındaki adalar üzerinden yaşanan egemenlik tartışmaları, kıta sahanlığı, hava sahası ve Doğu Akdeniz gerilimleri de Lozan’ın mirası olarak değerlendirilmektedir. Yarın ne olacağı tartışılan meselelerin önemli bir kısmı, aslında yüz yılı aşkın bir süre önce çözümsüz bırakılan konulardır.

Ümmet Coğrafyasının Dağılması

Lozan tartışmalarını yalnızca Türkiye sınırları çerçevesinde ele almak eksik kalacaktır. Asıl büyük kayıp, Osmanlı’nın ardından İslâm coğrafyasının cetvelle bölünmesidir. Filistin’in yalnız bırakılması, Irak’ın bölünmesi, Suriye’nin parçalanması, Libya’nın istikrarsızlaşması ve Yemen’in bitmeyen acıları, günümüzde ümmet coğrafyasında yaşanan birçok krizin sömürgeci güçlerin çizdiği sınırların ve kurduğu siyasi düzenin sonuçları olarak değerlendirilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanıp ayrılmayın.” buyurmuştur. Lozan sonrası ortaya çıkan tablo, İslâm dünyasının birlik yerine parçalanmasını hızlandıran bir dönemin başlangıcı olarak görülmektedir. Bugün Gazze’de akan kan, Kudüs’ün yalnızlığı, Suriye’nin parçalanması, Irak’ın istikrarsızlığı ve ümmet coğrafyasının dağınıklığı değerlendirilirken, tarihi yalnızca askeri zaferlerle değil, diplomatik sonuçlarıyla birlikte ele almak gerekmektedir.

Tarih Sorgulanmaktan Korkmaz

Lozan’ı eleştirmek, Milli Mücadele’nin kahramanlarını inkâr etmek anlamına gelmez. Aksine, canları pahasına mücadele eden ecdadın emanetine diplomasi masasında ne ölçüde sahip çıkıldığını sorgulamaktır. Bugün hala cevap bekleyen birçok soru bulunmaktadır: Musul neden bizde değil? Kerkük neden elimizden çıktı? Yunanistan neden savaş tazminatı ödemedi? Ege’deki adalar neden Türkiye’nin karşısında başka bayraklar taşıyor? Ve en önemlisi, İslâm ümmeti neden birbirinden koparılmış, sınırlarla ayrılmış ve emperyal projelerin hedefi haline gelmiştir? Tarih, sloganlarla değil; belgelerle, muhasebe ile ve gerçeği arama cesaretiyle okunmalıdır. Lozan tartışmaları da ancak bu temelde anlam kazanacaktır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu