İyiliği Yaymak, Müslümanların Temel Sorumluluğudur

Müslümanların iyiliği yayma sorumluluğu ve aktif bir yaşam tarzının önemi vurgulanıyor.

Yaşar Değirmenci / Yeni Akit

Müslümanlar, iyiliği yaymakla yükümlüdür!


Yaşar Değirmenci, müminlerin pasif bir tutum sergilemek yerine, iyiliği yayma ve topluma yön verme sorumluluğu taşıdığını belirtiyor. Vahiy, insanları ‘aktif iyi’ olmaya yönlendirirken, pasif iyilik anlayışının yetersiz olduğunu vurguluyor.

Pasif iyilik, iyiliği taşımayan ve yaymayan bir tutumdur; bu nedenle iyiliğin öznesi değil, nesnesi konumundadır. Peygamber Efendimiz, vahiy gelmeden önce de iyi bir insandı, ancak vahiy geldikten sonra ona düşman olanların neden böyle bir tutum sergilediği sorusu önemlidir. Vahiy, insanları harekete geçiren bir çağrıdır; Kur’an, ‘ey yatan iyi, kalk ve uyar’ diyerek pasif iyiliği eleştiriyor.

Sanatçılar ve alimler, başkalarına değer katma niyetiyle hareket ederler. Eğer bu değerler üçüncü kişilere ulaşmıyorsa, o zaman bu çabaların anlamı kalmaz. İyiliği yaymak, sanat ve ilim yoluyla mümkün olur. Müslüman, yalnızca kendisi için yaşamaz; sosyal hayatın içinde aktif olarak yer almalıdır.

Günümüzde hayatımız, dış etkenler tarafından tehdit altındadır. Bu durumda, hayatı kimin inşa etmesi gerektiği sorusu önem kazanıyor. Allah ve vahiy, hayatın gerçek sahibidir. Kur’an, ‘Sizi hayat veren bir mesaja çağırdıkları zaman, Allah’ın ve Resulü’nün davetine icabet edin!’ diyerek bu gerçeği ortaya koyuyor.

Peygamber Efendimizin, ‘Öyle bir zaman gelecek ki fitneler evlerinize yağmur gibi yağacak’ uyarısı, içinde bulunduğumuz dönemin ciddiyetini gözler önüne seriyor. Nesillerimizi korumak adına bu fitnelerle mücadele etmemiz gerekiyor. Alternatif çözümler üretmeli ve bu konuyu uzmanların rehberliğinde ele almalıyız.

Dindar nesil yetiştirme kaygısındaki yetkililerin, bu kadar önemli bir alanı nasıl denetimsiz bıraktıkları sorgulanmalıdır. Hayatın sahibi Allah’tır ve modernizm, bu gerçeği göz ardı ederek insanları anlamdan mahrum bırakmaktadır. Anlamsız bir hayat, kaybolmaya mahkumdur.

Kur’an’ı anlamak, Müslümanlar için bir zorunluluktur. Zira Kur’an, anlaşılamazsa yaşanamaz. Fudayl b. Iyaz’ın dediği gibi, ‘Allah Kur’an’ı insanların anlayıp amel etmeleri için gönderdi.’ Kur’an, yalnızca bir metin değil, hayatımızın rehberidir.

Bir toplum, inanç ve davranışlarını değiştirmedikçe, Allah da onların durumunu değiştirmez. İyi bir hayat tarzını benimsemek, insanların kendi iradeleriyle mümkündür. Allah, inançlarını ve güzel yaşam tarzlarını değiştirmeyenlere nimetlerini esirgemeden verir.

Kur’an’da, ‘Bir millet, kendilerinde bulunanı değiştirinceye kadar, Allah’ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden böyledir’ denilmektedir. Bir toplum, ahlaki değerlerini kaybettiğinde, Allah da onlara verdiği nimetleri geri alır.

Mümin, niyet ve heyecanıyla güneş gibi olmalıdır. Peygamberimiz, ‘Mümin yeşil ekine benzer. Rüzgârla eğilir, fakat yıkılmaz’ diyerek müminin dayanıklılığını anlatır. Bizler de bu tür müminlerden olmalıyız.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu