Cehenneme Uğramayacak Hiç Kimse Yoktur: İslam Düşüncesi Üzerine
Cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin bir hükmüdür. İslam düşüncesinde bu konunun derinliği inceleniyor.
Cehenneme Uğramayacak Hiç Kimse Yoktur
Kur’an-ı Kerim’in Meryem Suresi 71. ayetinde, “Sizden, cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin, üzerine aldığı değişmez bir hükümdür.” ifadesi, İslam düşüncesinde önemli bir yer tutar. Bu ayet, cehenneme uğramanın anlamı ve sonuçları üzerine derin tartışmalara yol açmıştır.
İslam alimleri arasında bu ayetin anlamı üzerine farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı hadislere göre “uğramak”, cehenneme girmek anlamına gelir. Ancak bu hadislerin çoğu sahih kabul edilmemektedir. Bu durumda, gerçek müminlerin cehenneme girmeyeceklerini belirten birçok sahih hadis ve Kur’an ayeti ile çelişmektedir. Sözlük anlamı açısından bakıldığında, “vürûd” (uğrama) kelimesi, “duhul” (girmek) ile aynı anlama gelmemektedir. Dolayısıyla, doğru yorum, her insanın cehenneme sunulacağı, fakat dindar ve salih olanların kurtulacağıdır.
İslam Düşüncesinde Cehenneme Uğrama Meselesi
Meryem Suresi 71. ayetinin tefsirinde, “Cehenneme uğrama” meselesi derinlemesine ele alınmaktadır. Râzî, bu ayetle ilgili açıklamalarında “vürûd” kelimesinin anlamını iki ana görüşle açıklar. Birincisi, herkesin (mümin ve kafir) cehenneme gireceği, ancak müminlerin ateşin serin ve selamet olacağıdır. İkincisi ise, cehennemin üzerine kurulu olan Sırat Köprüsü’nden geçiş anlamına gelir; herkes bu dehşetli manzaradan geçecek, ama müminler zarar görmeden kurtulacaktır.
Râzî, müminlerin neden cehenneme uğradığını açıklarken, bunun bir hikmet olduğunu belirtir. Müminler, cehennemin dehşetini gördüklerinde, Allah’ın kendilerini kurtardığını daha iyi anlayacak ve cennetteki lezzetleri daha derin bir şükürle tadacaklardır. Ayrıca, bu durum, Allah’ın azabının ne denli şiddetli olduğunu göstermek ve O’nun heybetini kalplere hissettirmek içindir.
Râzî, ayetin sonunda geçen “kesinleşmiş bir hüküm” ifadesinin, bu olayın Allah’ın iradesiyle kesinleşmiş bir gerçek olduğunu vurguladığını belirtir. Bu, kulun ameli ne olursa olsun, nihayetinde Allah’ın huzurunda bu zor merhaleden geçeceğinin bir hatırlatıcısıdır. Müminler, cehennemden geçerken ateşin onlara zarar vermeyeceğini, hatta ateşin onlara “Ey mümin, çabuk geç! Senin nurun benim alevimi söndürüyor!” diyeceğini ifade eder. Bu, maneviyatın maddeye galip gelmesinin bir göstergesidir.
Sonuç olarak, Râzî, bu uğrayışın bir azap değil, müminler için bir “kurtuluş kutlaması” ve Allah’ın korumasının bir tecellisi olduğunu belirtir. Kafirler için ise bu, azabın başlangıcıdır.




