Tahran’ın Düşüşü Ankara’yı Sarsar mı? Erdoğan’ın Stratejik Tercihleri

Türkiye’nin İran ile ilişkileri, jeopolitik dengeler ve Erdoğan’ın stratejik tercihleri üzerine bir analiz.

Türkiye ve İran arasındaki ilişkiler, tarihsel rekabet ve zorunlu iş birliği arasında karmaşık bir denge oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyareti sırasında yaptığı “ABD ile İran arasında arabuluculuğa hazırız” açıklaması, Ankara’nın bölgedeki vizyonunu ve Tahran’daki rejimin ani bir çöküşüne karşı duyduğu endişeyi gözler önüne seriyor. Bu ilk bakışta çelişkili görünen tutumun arkasında ise çok katmanlı jeopolitik hesaplar yatıyor.

Türkiye ile İran arasındaki rekabet, Osmanlı ve Safevi dönemlerine kadar uzanıyor. Günümüzde ise bu mücadele, Suriye, Güney Kafkasya ve Filistin gibi bölgelerde farklı şekillerde sürüyor. Suriye’de, 2024 Aralık ayında Bashar al-Assad rejiminin çökmesi, İran için büyük bir stratejik kayıp olarak değerlendiriliyor. Tahran ve Moskova’nın desteğiyle ayakta kalan Şam yönetiminin devrilmesi, Türkiye’nin desteklediği muhalif grupların hareket alanını genişletti. Astana sürecinin fiilen sona ermesiyle Türkiye, sahada önemli bir avantaj elde etti ve bu durum İran’ın Levant bölgesindeki nüfuzunu zayıflattı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda imzalanan Azerbaycan-Ermenistan anlaşması, Türkiye için stratejik bir kazanım sağladı. Nahçıvan ile Azerbaycan arasında doğrudan bağlantı kurulması, Ankara’nın Orta Asya’ya açılan yeni bir kapı bulmasına olanak tanıdı. Bu gelişme, Tahran’da güvenlik tehdidi olarak algılanıyor ve İran, Türkiye-Azerbaycan ekseninin güçlenmesini kendi nüfuz alanına yönelik bir meydan okuma olarak değerlendiriyor.

Gazze’deki savaş sırasında Ankara ile Tahran arasında örtülü bir “Filistin liderliği” yarışı yaşandı. Şii İran’ın Sünni Hamas’a verdiği destek ile Erdoğan’ın Filistin konusundaki söylemleri kesişse de, bu durum iş birliğinden çok rekabeti doğurdu. Ebrahim Raisi’nin 2023’te planlanan Türkiye ziyaretini iptal etmesi, iki ülke arasındaki gerilimin sembolik bir göstergesi oldu.

Tüm bu rekabete rağmen Türkiye, İran’da bir rejim değişikliğini desteklemiyor. Bunun birkaç temel nedeni bulunuyor. Öncelikle, Türkiye ile İran arasında 534 kilometrelik bir sınır mevcut. Olası bir rejim çöküşü, büyük bir göç dalgasını tetikleyebilir. Türkiye, halihazırda milyonlarca Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yaparken, yeni bir kitlesel göçü kaldırmanın zorluğunu yaşıyor. Ayrıca, İran’ın kuzeyinde yaşayan milyonlarca Azerbaycan Türkü, Türkiye ile güçlü kültürel bağlara sahip. İran’daki iç karışıklık, etnik temelli ayrışmaları tetikleyebilir ve bölgesel bir krize yol açabilir. Bunun yanı sıra, İran’daki merkezi otoritenin zayıflaması, Kürt bölgelerinde silahlı hareketliliği artırabilir ve bu durum Irak, Suriye ve Türkiye’yi doğrudan etkileyebilir.

İsrail’in bölgedeki askeri hamleleri ve Mossad’ın İran karşıtı faaliyetleri, Ankara tarafından dikkatle izleniyor. Türkiye, İran’ın zayıflamasının İsrail’in bölgesel nüfuzunu artıracağından endişe ediyor. Enerji ve ekonomi açısından da İran, Türkiye’nin önemli enerji tedarikçilerinden biri. Türkiye’nin doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmı İran’dan karşılanıyor ve mevcut sözleşmeler 2026 yılına kadar devam ediyor. Türkiye, uzun vadede enerji bağımlılığını azaltmayı hedeflese de, kısa vadede İran gazının alternatifi bulunmuyor.

Türkiye, NATO üyesi olarak ABD ile ilişkilerini sürdürürken, İran’a karşı askeri bir müdahaleye açık destek vermekten kaçınıyor. Ankara’nın stratejisi, bölgesel dengeyi korumak, arabuluculuk rolü üstlenmek ve krizin kontrolden çıkmasını engellemek üzerine kurulu. Sonuç olarak, Ankara için ideal senaryo, güçlü ve saldırgan bir İran değil; fakat çökmüş bir İran da değil. Türkiye, zayıflamış ama işleyen bir Tahran yönetiminin bölgesel istikrar açısından daha öngörülebilir olduğunu düşünüyor. Bu nedenle Ankara’nın politikası, rekabet ile istikrar arasında hassas bir denge kurmaya dayanıyor ve Türkiye’nin İran’a yaklaşımı, jeopolitik gerçekçiliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu