Akif Beki: Türkiye’nin Netanyahu’yu Savunan Kurulda Ne İşi Var?

Akif Beki, Türkiye’nin Netanyahu’yu savunan Barış Kurulu’ndaki rolünü sorguladı ve bu durumu eleştirdi.

Küresel emperyalizm ve Siyonizm tarafından Gazze ve çevresindeki ülkelere dayatılan Barış Kurulu ile ilgili tartışmalar giderek büyüyor. Gazeteci ve yazar Akif Beki, kurulun Sumud filosu için yaptığı açıklamaya sert bir tepki göstererek Türkiye’nin bu yapıdaki yerini sorguladı.

Gazze Barış Kurulu’nun Sumud filosuna yönelik yaptığı açıklama sonrasında, kurul hakkında tepkiler artış gösterdi. Karar gazetesi köşe yazarı Beki, “Şerrinden emin olalım, diye delibozuk Amerikan Başkanı’na göstereceğimiz tahammülün bir sınırı yok mu?” diyerek Türkiye’nin Netanyahu’yu destekleyen bu kuruldaki varlığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Beki, yazısında, “Netanyahu’nun arkasını toplama kurulunda işimiz ne?” sorusunu gündeme getirerek, Türkiye’nin katıldığı Barış Kurulu’nun aslında Gazze için değil, İsrail’in çıkarlarını korumak için çalıştığını öne sürdü. Beki, Trump döneminde bu kurula katılmanın yanlış olduğunu belirtmişti ve şimdi daha da kötü bir duruma düşüldüğünü vurguladı.

İsrail ordusunun, Gazze’ye yardım götüren gönüllüleri hedef almasının yeni bir durum olmadığını hatırlatan Beki, Mavi Marmara olayından bu yana benzer saldırıların yaşandığını dile getirdi. Son olarak, Sumud Filosu’na yapılan saldırının, uluslararası hukuku ihlal eden bir zorbalık örneği olduğunu ifade etti.

Yunanistan’ın, İsrail donanmasına Girit’te bir deniz üssü açtığı bilgisinin doğrulanmasıyla birlikte, Netanyahu’nun emrindeki savaş gemilerinin deniz sınırlarını Girit’e kadar genişlettiği ortaya çıkıyor. Beki, bu durumun Siyonist korsanlığın yeni bir örneği olduğunu ve bunun daha önce görülmemiş bir gelişme olduğunu belirtti.

Sumud Filosu’na yönelik saldırıda, 20 Türk vatandaşı da dahil olmak üzere 175 gönüllünün alıkonulması, durumu daha da vahim hale getiriyor. Beki, Barış Kurulu’nun bu durumu görmezden gelerek, saldırgan İsrail’e destek vermesini bir skandal olarak nitelendirdi.

Kurulun sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Sumud Filosu’nun “gösterişçi bir aktivizm biçimi” olarak tanımlanması ve insani yardım gönüllülerinin “insanların sefaletinden faydalanarak sosyal medya profillerinizi büyütmek” şeklinde eleştirilmesi, Beki’nin tepkisini daha da artırdı.

Türkiye’nin bu kuruldaki yerinin sorgulanması gerektiğini ifade eden Beki, Netanyahu’nun arkasını toplamak için bu kurula katılmanın yanlış olduğunu vurguladı. Trump’ın Barış Kurulu’na katılmanın Türkiye için hem Trump’ı karşısına almak hem de Gazze’ye yönelik sorumluluktan kaçmak anlamına geleceğini belirtti.

Sonuç olarak, Beki, Türkiye’nin Netanyahu’yu destekleyen bir kuruldaki varlığının sorgulanması gerektiğini ve bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu