Rüşvet İddiasında Uzlaşma, Suçun Kabulü Anlamına Gelir mi?
Danıştay, rüşvet iddiasında uzlaşmanın suçun kabulü anlamına gelmeyeceğine karar verdi.
Danıştay 12. Dairesi, adliyede hizmetli olarak çalışan bir davacının, rüşvet aldığı iddiasıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi gereğince memuriyetten çıkarılmasına ilişkin işlemi, yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle iptal etti.
Olay, adliyede görevli olan davacının, A.D. isimli bir kişi tarafından dolandırıcılık suçlamasıyla karşı karşıya kalmasıyla başladı. A.D., davacının amcasının Silivri Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğunu, dosyanın Yargıtay’a gideceğini bildiğini ve bu nedenle davacıdan 10.000 USD talep ettiğini iddia etti. Taraflar arasında 4.000 USD’ye anlaşıldığı ve bir kısmının elden teslim edildiği öne sürüldü. Ancak, uzlaşma süreci sonunda davacı, rüşvet suçlamasıyla disiplin cezasına çarptırıldı.
Davacı, uzlaşmanın suçları kabul ettiği anlamına gelmediğini savunarak, bu sürecin sadece borç para alışverişinden kaynaklandığını belirtti. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre uzlaşma sürecinde yapılan açıklamaların başka bir davada delil olarak kullanılamayacağına dikkat çekti.
Danıştay, uzlaşmanın disiplin süreçlerini etkilemeyeceği ve yeterli delil olmadan disiplin cezası verilemeyeceği sonucuna vardı. Uzlaşma sürecinin, davacının üzerine atılı suçların ispatını zorlaştırdığına ve bu nedenle memuriyetten çıkarma cezasının hukuka uygun olmadığına karar verdi.
Bu bağlamda, Danıştay, davacının disiplin cezasına maruz kalmasının hukuka aykırı olduğuna ve dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmetti.




