Güney Suriye’de İsrail’in 9 üssü ve 43 tutuklu
Güney Suriye’de İsrail’in askeri varlığı genişlerken 9 üs kurulduğu ve 43 Suriyelinin İsrail’de tutulduğu bildiriliyor; siviller baskı altında.
Cabata el-Haşab köyünde yaşayan Hasan Ahmed’in 17 yaşındaki oğlu Saddam, 24 Nisan 2024 sabahı İsrail askerleri tarafından tarım arazisinde gözaltına alındı. Ahmed’in anlatımına göre askerler, gencin ellerini bağlayıp gözlerini kapattı ve bölgede bulunmasını İsrail topraklarına izinsiz girmek olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Suriye ile İsrail arasındaki tampon bölgede yer alan köy, Suriye toprağının parçası kabul ediliyor. 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması, tarafların bu alanda askeri güç bulundurmasını yasaklıyor. Ahmed, oğlunun önce Ofar Hapishanesi’nde çocuklara ayrılan bölümde, reşit olduktan sonra ise erkekler koğuşunda tutulduğunu öğrendiğini belirtiyor. Aileye göre Saddam hakkında dava açılmadı ve kendisine herhangi bir suçlama bildirilmedi.
BBC’nin ulaştığı resmi verilere göre Saddam’ın durumu münferit değil. Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana çoğunluğu gözaltına alınanlar olmak üzere 43 Suriye vatandaşı İsrail’de tutuluyor. Sınır köylerinde yaşayanlar, bu dönemde İsrail askerlerinin bölgeye girişlerinin ve gözaltı operasyonlarının arttığını, gelişmelerin İsrail’in Güney Suriye’deki askeri varlığını büyütmesiyle eş zamanlı yaşandığını aktarıyor.
Yerel kaynaklar, Saddam’ın gözaltına alınmasından yaklaşık bir yıl sonra İsrail güçlerinin Ahmed ailesinin evine baskın düzenlediğini ve kuzeni Hasan İbrahim Ahmed’i de alıkoyduğunu söylüyor. İsrail ordusu, Saddam hakkında kimlik tespiti veya durum araştırması yapmaya yetecek bilgi bulunmadığını bildirdi. Hasan’ın ise İsrail ordusunun “terör faaliyeti” olarak tanımladığı eylemlere katıldığı ve IŞİD üyesi olduğu şüphesiyle gözaltında tutulduğunu açıkladı.
Sivillerin günlük yaşamı kısıtlanıyor
İsrail güçlerinin Dera ve Kuneytra’daki faaliyetleri, bölge sakinlerine göre gözaltılarla sınırlı kalmıyor. Ev baskınları, aramalar ve kontrol noktaları günlük hayatın parçası olurken, insanların hareket etme ve tarım arazilerine ulaşma imkânlarının daraldığı belirtiliyor.
Dera kırsalındaki Ma’ariyyah köyünden Muhammed Damarah, köylülerin askerlerin ilerlemesini taşlarla engellemeye çalıştığını, ancak yolların buldozer ve silah zoruyla açıldığını anlattı. Damarah, bazı kişilerin gözaltında aşağılandığını ve dövüldüğünü, tarım arazilerine erişimin engellenmesi nedeniyle hayvan kayıpları yaşandığını söyledi. İsrail askerlerinin yerleşim alanlarına girmesinin özellikle çocuklarda korkuya yol açtığını belirten Damarah, insansız hava araçları ve bunların bıraktığı bombaların da endişeyi artırdığını ifade etti.
Aynı köyde yaşayan Sahar el-Gays, gece ve gündüz düzenlenen baskınların üretimi sekteye uğrattığını, ulaşım kısıtlamaları nedeniyle mahsullerinin tarlada kaldığını ve beklediği geliri kaybettiğini dile getirdi. Bazı ailelerin hayvanlarının bir bölümünü kaybettikten sonra kalanlarını satmak zorunda kaldığını belirten el-Gays, tarım ve hayvancılıktaki gerilemenin süt ve yoğurt gibi ürünlere erişimi de zorlaştırdığını söyledi.
İsrail ordusu ise BBC’ye yaptığı açıklamada, tampon bölgedeki faaliyetlerinin İsrail vatandaşlarını koruma amacı taşıdığını bildirdi. Ordu, operasyonların uluslararası hukuka uygun yürütüldüğünü ve tarım arazileriyle özel mülklere zarar vermemek için mümkün olan çabanın gösterildiğini savundu.
Güney Suriye’de dokuz askeri üs
İsrail’in askeri konuşlanması, Esad yönetiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinden sonra tampon bölgenin dışına taşarak Suriye topraklarında da genişledi. 1974 anlaşması uyarınca İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri ile Suriye arasında oluşturulan tampon bölgenin sivil yönetimi Şam’a ait. Suriye ordusunun ise bölgenin belirlenen sınırlarının dışında kalması gerekiyor. Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Gücü, bölgede ateşkesi izliyor.
Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in Esad yönetiminin düşmesinden bu yana Kuneytra ve Dera vilayetlerinde dokuz askeri üs kurduğunu belirtiyor. BBC’nin elde ettiği bilgiler, bu üslerden dördünün tampon bölgenin dışında bulunduğunu gösteriyor. Uydu görüntülerinde de bazı noktaların askeri mevzilere dönüştürüldüğü, bu alanlarda inşaat ve geliştirme çalışmalarının sürdüğü görülüyor.
İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, Ocak 2025’te Cebel Şeyh’i ziyareti sırasında askerlerin tampon bölgede “belirsiz bir süre” kalacağını söyledi. Katz, bu kararın sınır hattına düşman güçlerin yaklaşmasını önleme amacı taşıdığını ve Güney Suriye’nin silahsızlandırılmasını istediklerini belirtti.
Müzakereler ve bölgesel operasyonlar
İsrail ile Suriye, ABD’nin arabuluculuğunda yeni bir güvenlik düzenlemesi üzerinde çalışıyor. Ancak İsrail’in çekilmesinin kapsamı ve güvenlik mekanizmaları konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle görüşmelerin ilerlemediği bildiriliyor. Ağustos 2026’da yeniden başlayan doğrudan temaslarda Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Mossad Direktörü Roman Goffman Ürdün’de bir araya geldi. Şeybani, güvenlik düzenlemelerinin büyük bölümü üzerinde prensipte ve yazılı olarak uzlaşıldığını, ancak Şam’ın İsrail’in anlaşmaları uygulama iradesinden kuşku duyduğunu söyledi.
İsrail’in operasyonları Güney Suriye ile sınırlı kalmadı. Kasım 2025’te Şam kırsalındaki Beyt Cin’de düzenlenen operasyonda, Suriye geçiş hükümetine göre en az 13 kişi öldü. İsrail, operasyonun ülkeye saldırı hazırlığındaki İslamcı bir grubun üyelerini hedef aldığını açıkladı. Ağustos 2026’da ise saldırılar kuzeye uzanarak İdlib yakınlarındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef aldı.
Suriye yönetimi, İsrail’in devam eden giriş ve saldırılarının ülkenin egemenliğini zayıflattığını ve devlet kurumlarının yeniden inşasını engellediğini belirtiyor. Şam, İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesindeki mevzilere dönmesini ve ayrışma anlaşmasının bütünüyle uygulanmasını talep ediyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Cebel Şeyh’teki mevzileri ziyaret etmesi de Suriye tarafından egemenlik ve toprak bütünlüğü ihlali olarak kınandı.
İsrail ordusu, tampon bölgedeki operasyonlarda İsraillilere veya İsrail güçlerine yönelik terör faaliyetlerinden şüphelenilen kişilerin gözaltına alındığını açıkladı. Bu kişilerin sorgu ve tutukluluk işlemleri için İsrail’deki merkezlere sevk edildiği, süreçlerin İsrail hukuku, askeri düzenlemeler ve uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğü belirtildi. Ordu, suçla bağlantısı kanıtlanmayan kişilerin serbest bırakılarak Suriye’ye gönderildiğini savunuyor.
Evler ve geçim kaynakları zarar görüyor
Uluslararası insan hakları kuruluşları, İsrail’in askeri varlığının gözaltı ve çatışmaların ötesinde sonuçlar doğurduğunu, sivillerin evlerini, hareket özgürlüğünü ve gelir kaynaklarını etkilediğini bildiriyor. Uluslararası Af Örgütü, İsrail ilerleyişinin başlamasından sonraki altı ay içinde Kuneytra’daki üç köyde en az 23 sivil yapının yıkıldığını veya hasar gördüğünü belgeledi.
Güney Suriye’de sınırların ve güvenlik düzenlemelerinin geleceğine ilişkin görüşmeler sürerken, bölge halkı genişleyen askeri varlık ile sonuçlanmamış siyasi çözüm arasında yaşamaya devam ediyor. Köylüler açısından belirsizliğin bedeli; güvenlik, konut ve geçim kaynaklarına yönelik kayıplarla ağırlaşıyor.




