Abdurrahman Dilipak: Savaşın Karanlık Yüzü

Dilipak, güncel savaş haberlerini ve uluslararası ilişkileri ele alıyor.

Abdurrahman Dilipak: Savaşın Karanlık Yüzü

Yazım sırasında, muhtemelen televizyon kanalları cepheden gelen yeni haberleri aktarıyor olacak. İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan “Şeytan Üçgeni”, ABD ve İsrail ile birlikte savaşta yer alma kararı aldı. Çin ise, İsrail ve saldırgan ülkeler üzerinde saldırıları durdurmaları için çağrıda bulundu. Bu üç ülke, ABD ve İsrail’in kaybetmesi durumunda NATO ve AB’nin dağılacağı endişesini taşıyor. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin beş üyesinden üçü olan ABD, İngiltere ve Fransa, bu koalisyona katılan Almanya’nın işgal altındaki bir ülke statüsünde olduğunu göz önünde bulundurursak, işgalci ülkelerin bir araya gelmesiyle Almanya’nın durumu sorgulanmıyor.

ABD ve İsrail, İran sonrası bölgedeki devletlerin sınırlarını, rejimlerini ve iktidar yapılarını yeniden şekillendirmek istiyor. Bu süreçte, ABD ve İsrail sonradan bölgeye dahil oldular. Bölgedeki devletlerin sınırları, İngiltere ve Fransa tarafından belirlenmişti. Eğer ABD bölgeden çekilirse, İsrail’in varlığını sürdürmesi imkânsız hale gelecek ve tüm hayalleri bir anda yok olacak. Mesih’in dönüşü, Süleyman Mabedi’nin yeniden inşası gibi teolojik beklentiler gerçekleşmeyecek ve bu durum batıda büyük bir yıkıma yol açacak.

Geçmişte, hiçbir İslam ülkesi, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın yanında durduğu gibi, İran’ın yanında durduğunu açıklamadı. Bu durumu eleştirirken, kendimize de bakmalıyız. Bu sonuç, üç grubun ortak bir eseridir. İslam Konferansı, Arap Birliği ve diğer uluslararası örgütler, konuyu görüşmek için acil toplantı çağrısı yapmadı. BM, AB ve NATO uykuya dalmış durumda. Ukrayna konusunda ne yaptıklarını gördük. İsrail meselesi söz konusu olduğunda, Siyonistler hemen bir araya geliyorlar. İslam Konferansı toplansa bile, kınama mesajı yayınlamakla yetinecek ve diplomatik yollarla çözüm arayacaklar. Bu durumda Türkiye’nin arabulucu olması istenecek. Ancak bu, sadece bir görüntüden ibaret kalacak.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “İspanya’nın nükleer bombaları ve uçak gemileri yok. İsrail saldırısını tek başımıza durduramayız. Ancak bu, mücadeleyi bırakacağımız anlamına gelmiyor. Uğruna savaşmaya değer davalar var” dedi. Hiçbir İslam ülkesinden böyle bir açıklama duydunuz mu? Batı’nın İran sonrası hedefinin Türkiye olacağı görülüyor. ABD’li Albay MacGregor, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 30 günde 2 milyona çıkabileceğinden ve gerektiğinde Pakistan’dan nükleer silah temin edebileceğinden endişeli. Arap bedevileriyle savaşmak, bu durumla kıyaslanamaz.

İran’a şu ana kadar aktif destek veren iki ülke var: Çin ve Rusya. İslam ülkeleri ise diplomasi ve diyalog çağrılarıyla yetiniyor. Önemli bir gelişme, İsrail’in Beyrut’a saldırısının ardından yaşandı. Kremlin, İran’ın hipersonik füzeleriyle İsrail güvenlik kabinesinin hedef alındığını ve birçok üst düzey İsrail generali hayatını kaybettiğini açıkladı. Almanya Başbakanı Merz, İran’a saldırıları durdurması için çağrıda bulundu. Bu durum, saldırganın kim olduğunu sorgulatıyor.

ABD Ordusu’na ait USS Abraham Lincoln uçak gemisi, saldırıya uğradıktan sonra Hint Okyanusu’na doğru kaçmak zorunda kaldı. Kuveyt ve Bahreyn’deki Amerikan üsleri de saldırıya uğradı. Operasyon sonucunda 560 Amerikan askerinin öldüğü bildiriliyor. İsrail’in Beyrut saldırısının ardından Lübnan’dan Tel Aviv’e füze yağmuru başladı. Bu saldırılar sırasında Netanyahu’nun yaralandığı bilgisi geldi. Kıbrıs’taki İngiliz üslerine de füze fırlatıldığı bildirildi. İran, ABD, BAE, Katar, Kuveyt, Ürdün, Irak, Bahreyn, İsrail, Umman, Suriye ve Kıbrıs’taki İngiliz üslerini hedef aldı. Savaş, 24 saatte 14 ülkeye yayıldı.

Dünyanın birçok yerinde Amerikan ve İsrail elçiliklerine yönelik protestolar devam ediyor. Trump, savaşın Nisan ayına kadar süreceğini öngörüyor. Ancak Amerika geri çekilmeyecek. Irak, Şii, Sünni ve Kürt olarak üçe bölünecek. Güneyde bağımsız bir Kürdistan kurulacak. İran düşerse, İsrail’in hedefi Türkiye olacak. PKK, SDG ve PYD konuları yeniden gündeme gelecek. Terörsüz Türkiye söylemi, bu konunun gündeme gelmemesi için bir oyalama taktiği gibi görünüyor.

Öte yandan, İran sınırında Pakistan’ın Taliban yönetimine saldırısı devam ediyor. Taliban, daha önce Pakistan topraklarında örgütlenmişti. İran, bu savaşta körfezdeki en büyük saldırıyı Bahreyn’e gerçekleştirdi. Bahreyn’de Şii bir yönetim bulunmasına rağmen, ABD “Arap Şiası” içindeki bir grubu “Fars Şiası”na karşı destekliyor. ABD ve batılı devletler, ne Sünniler ne de Şiilerle dost. Bizi üçe böldüler ve birbirimize karşı kışkırtıyorlar. ABD, “Arap Şia’sı”nı desteklerken, bir yandan da DAEŞ’i Suriye topraklarında konumlandırıyor.

Son olarak, saat 10.00 itibarıyla ABD’nin Adana’daki askeri üssü İncirlik’in de vurulduğu bilgisi geldi. Bu saldırı, NATO’yu harekete geçirmek için bir “sahte bayrak” operasyonu olabilir. Trump’ın Erdoğan’ı aradığı günlerde ne konuşulduğu ise kamuoyunu meşgul eden bir diğer soru. Tarihçi Prof. Dr. Avi Shlaim, İsrailli diplomata “iki yüzlüsünüz” diyerek, İran’ın komşularına saldırmadığını, ancak İsrail’in defalarca saldırdığını belirtiyor.

Emekli CIA görevlisi Larry C. Johnson ise, Amerika’nın maddi kayıplarının büyük olduğunu ve daha da artacağını ifade ediyor. İran, Hürmüz Boğazı’nı kapattı ve Amerikan donanmasının ikmal yerleri oldukça uzakta. Trump, yaşadığı travmanın ardından halkına “çok daha fazla asker kaybedeceğiz” derken, alakasız konulara yöneliyor. Kontrolü kaybettiği izlenimi veriyor. Çin, ABD’nin İran saldırısını kınarken, “ABD savaş bağımlısı bir ülke” ifadesini kullanıyor. İslam dünyası ise bu duruma kayıtsız kalmaya devam ediyor.

Sonuç olarak, dünya büyük bir belirsizlik içinde ve savaşın getirdiği yıkım her an daha da derinleşiyor. Selam ve dua ile…

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu