İsrail, Suyu Ürdün’e Karşı Stratejik Bir Araç Olarak Kullanıyor

İsrail’in Ürdün ile su anlaşmasını yenilemeyi reddetmesi, suyun jeopolitik bir silah haline geldiğini gösteriyor.

İsrail’in Ürdün ile yaptığı su tedarik anlaşmasını yenilemeyi reddetmesi, bölgedeki suyun giderek daha fazla bir silah haline geldiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu durumun, İsrailli yetkililerin gelecekteki su tedarikini Amman ile daha sıcak diplomatik ilişkiler kurma çabalarıyla ilişkilendirilmesinin ardından ortaya çıktığını belirtiyor.

Son gelişmeler, İsrail medyasının, Binyamin Netanyahu hükümetinin 2021 yılında imzalanan ve Ürdün’e yıllık ek 50 milyon metreküp su sağlamayı öngören anlaşmayı uzatmayı reddettiğini bildirmesiyle gündeme geldi. Bu kararın, Ürdün’ün İsrail’in Gazze’deki askeri eylemlerini eleştirmesi ve Batı Şeria’daki politikalarına karşı çıkması nedeniyle artan gerilimler sırasında alındığı ifade ediliyor.

İsrail medyasına göre, Birleşik Arap Emirlikleri, bu anlaşmazlığı çözmek amacıyla İsrail, Ürdün ve BAE’nin katılacağı bir zirve düzenlemek için arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Toplantıda, mevcut su anlaşmasının yenilenmesi ve ek su tedarikine yönelik yeni bir düzenlemenin ele alınması bekleniyor.

Tarafların, daha geniş bir su-enerji iş birliği çerçevesinde, İsrail’in Ürdün’e su sağlayacak bir tuzdan arındırma tesisi kurması ve Ürdün’ün de her iki ülkeye elektrik sağlayacak güneş enerjisi projeleri geliştirmesi planlanıyor. Ancak İsrailli yetkililer, bu görüşmelerin diplomatik ilişkilerin iyileştirilmesini de hedeflediğini belirtiyor.

İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen’in, ABD’nin baskılarına rağmen anlaşmayı yenilemeyi reddetmesi dikkat çekiyor. Cohen’in kararında, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi’nin İsrail’i eleştiren açıklamalarının etkili olduğu ifade ediliyor. Safadi, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına yönelik sert eleştirilerde bulunan bir isim olarak öne çıkıyor.

Ürdün, su kıtlığı ile mücadele ederken, bu durumun jeopolitik gerilimlerle birleştiği vurgulanıyor. Araştırmacı Jemima Oakey, Ürdün’ün su kıtlığı konusunda en kırılgan ülkelerden biri olduğunu belirtiyor. Ülkede kişi başına düşen yenilenebilir su miktarının yalnızca 61 metreküp olduğunu ve BM’nin su kıtlığı eşiğinin 500 metreküp olduğunu ifade ediyor.

Ürdün, Akabe’de inşa edilmesi planlanan 300 milyon metreküplük tuzdan arındırma tesisi ile su krizini aşmaya çalışıyor. Ancak Oakey, suyun giderek daha fazla jeopolitik bir araca dönüşeceği konusunda uyarıda bulunuyor. Bu durum, İsrail’in Ürdün Nehri Havzası’ndaki su gücünün önemini artırabilir ve gelecekteki müzakereleri daha karmaşık hale getirebilir.

2021’de imzalanan ek su anlaşması, İsrail’in Ürdün’e sağladığı su miktarını yıllık 50 milyon metreküpten 100 milyon metreküpe çıkarmıştı. Ancak, anlaşmanın yenilenmemesi nedeniyle İsrail’in ek suyu sağlamadığı belirtiliyor. Bu durum, Amman’da büyük bir öfkeye yol açarken, suyun diplomatik baskı aracı olarak kullanılmasına dair endişeleri artırıyor.

Son anlaşmazlık, bölgedeki su iş birliği girişimlerinin çökmesiyle birlikte yaşanıyor. Uzun süredir beklenen Kızıldeniz-Ölüdeniz su projesi, siyasi destek eksikliği nedeniyle durma noktasına gelirken, İsrail-Ürdün-BAE su-enerji anlaşması da Gazze savaşının başlamasıyla fiilen askıya alındı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu